MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 03.08.2010 gününde verilen dilekçe ile dahili davalılar aleyhine 11.03.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı ..., davanın reddini, dahili davalılar vekili de dahili dava yolu ile davaya dahil edilmelerinin doğru olmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, dahili davalılar vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yola kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine ''mutlak geçit ihtiyacı'' veya ''geçit yoksunluğu'', ikincisine de ''nispi geçit ihtiyacı'' ya da ''geçit yetersizliği'' denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz, paylı mülkiyete konu ise dava, paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Somut olayda; Davacılar paylı malikleri bulundukları 437 parsel sayılı taşınmazın ana yola bağlantısı olmadığını belirterek davalılara ait 429 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemişlerdir. Mahkemece yapılan keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişisinin 28.12.2010 tarihli raporunda ve eki krokisinde dava dışı 456 sayılı parselden geçen sarı renkli yer en uygun seçenek olarak gösterilmiştir. Bunun üzerine 456 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı celp edilmiş, taşınmazın ... adına kayıtlı olduğu, yapılan araştırmada tapu malikinin dava açılmadan önce vefat etmiş olduğu anlaşıldığından tapu maliki ...'nün mirasçılarının davaya dahil edilmesine karar verilmiş ve harçsız dilekçe ile davaya dahil edilmişlerdir. Mahkemece de, 456 sayılı parselin malikleri hakkında usulüne uygun bir dava açılmamış olmasına rağmen davacılara ait 437 parsel lehine, 456 parsel aleyhine fen bilirkişi raporunda 1. alternatif olarak belirtilen yerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak, taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından aleyhine geçit hakkı tesis edilecek taşınmaz maliklerinin davada usulüne uygun olarak yer alması zorunludur. O halde mahkemece; davacılara 456 parsel sayılı taşınmaz maliklerine karşı ayrı bir dava açmaları için süre verilmeli ve dava açıldıktan sonra da eldeki dosya ile birleştirilmelidir. Usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu husus gözardı edilerek 456 parsel sayılı taşınmaz aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 17.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.