MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.03.2010 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması, menfi tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması ve menfi tespit istemlerine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 850. ve devamı maddelerinde düzenlenen ipotek; kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır.
4822 sayılı kanunla değişik 4077 sayılı Tüteticinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3. maddesi Tüketicinin Korunması Kanununun kapsamını belirlemiştir. Kanunun 23. maddesi hükmüne göre de, bu kanunun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olayda, davacı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun kapsamında kalan bir istemde bulunmadığı için davanın tüketici mahkemesi sıfatı ile görülmesi anılan yasa hükmüne aykırı olmuştur.
Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re'sen gözetilerek yargılamanın genel yetkili mahkemede görülerek sonuçlandırılması gerekirken Tüketici Mahkemesi sıfatı ile yargılama yapılması doğru görülmediğinden
kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 14.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.