MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.05.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 102 ada 17 parsel sayılı taşınmazı lehine davalıya ait 102 ada 28 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı davacının geçit ihtiyacının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait taşınmaz lehine, davalıya ait 102 ada 28 parsel sayılı taşınmazdangeçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Somut olayda;
Dosya içerisindeki kadastro paftası ve bilirkişi raporuna göre davacıya ait 102 ada 17 parsel sayılı taşınmazın genel yola cephesinin olduğu, buna göre genel yola bağlantısı bulunan davacının geçit ihtiyacı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davanın niteliği gereği davalının yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaması gerekirken, değinilen kural gözardı edilerek davacı lehine yargılama giderlerine ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine hükmolunması da yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 16.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy