MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.12.2010 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar İnci ve ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 187 sayılı parselin tapu kaydı üzerinde mevcut ipoteğin terkini istemiyle açılmıştır.
İpotek alacaklısının mirasçıları, ipotek bedelinin güncelleştirilerek ödenmesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ipotek akit tablosunda kararlaştırılan vade geçtiğinden bahisle ipoteğin terkinine karar verilmiştir.
Hükmü, ipotek alacaklısı mirasçılarından ... ve ... temyiz etmiştir.
İncelenen 17.01.1975 tarihli akit tablosundan; ipoteğin Türk Medeni Kanununun 893.maddesinin 1.fıkrası gereğince, satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerine satıcı tarafından tesis edildiği anlaşılmaktadır. İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. Türk Medeni Kanununun 1027.maddesi gereğince ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça tapu memurunun tapu sicilindeki yanlışlığı kendiliğinden terkini olanaksızdır. Tapu sicilindeki yanlışlık, anılan yasa kuralı gereğince ancak mahkeme kararıyla düzeltilebilir. İpotek akit tablosunda vadenin belirtilmesi o tarihe kadar mevcut ipotek sebebiyle faiz istenemeyeceğini göstereceğinden, akit tablosundaki vadenin geçmiş olması ipoteğin kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez.
Mahkemece tüm bu yönlerin gözetilmemesi doğru değilse de kararın bu nedenlerle bozulması gerekmemiş, düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Ancak;
İpotek alacaklısı ..., 31.12.1979 tarihinde ölmüş, dava 08.12.2010 tarihinde ölü olan bu kişi hasım gösterilerek açılmıştır. 04.05.1978 tarih ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dolayısıyla, aleyhine dava açılamaz. Mirasçılarının davaya dahil edilmesi ve davanın onların huzuruyla görülüp sonuçlandırılması da mümkün değildir. Mirasçıları aleyhine yeni bir dava açılması gerekeceğinden, davanın husumet noktasından reddi yerine çekişmenin esasının incelenerek hükme bağlanması doğru değildir.
Karar, bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 14.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.