MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.12.2010 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 3693 parsel sayılı taşınmazının bitişiğindeki davalıya ait 2756 parsel sayılı taşınmazda davalı tarafından hayvan beslendiğini, gübre kokusundan rahatsız olduklarını ayrıca gübre nedeniyle sineklerin ürediğini, hayvanların da gürültü yaptığını ileri sürerek hayvanların ve gübrelerin kaldırılarak komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesini istemiştir.
Davalı, geçimi hayvancılıkla karşıladığını, gübreleri düzenli kaldırdığını ve yörede bir çok kişinin aynı şekilde hayvan beslediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalıya ait taşınmazda büyükbaş ve küçükbaş hayvan beslenmesinin önlenmesine ve gübrelerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde
etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda da; davacının evinin bulunduğu taşınmazının bitişiğinde davalı tarafından küçükbaş ve büyükbaş hayvan beslenmesi nedeniyle koku ve gürültüden rahatsız olduğunu, temizlenmeyen gübrelerin sineklenmeye yol açtığına ileri sürerek, insan sağlığını da tehdit eden davranışların giderilmesini talep etimiştir. Taşınmaz başında keşif yapılmış, bilirkişiler davalının taşınmazında bulunan hayvan dışkıları nedeniyle çevreye koku yayıldığını, bunun sağlık ve hijyen açısından sakıncalı olduğunu, gübrelerin haftada bir taşınması ve temizlenmesi gerektiğini belirttiklerinden bilirkişi ve tanık beyanları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi davalarında komşuların birbirlerinin davranışlarına katlanma yükümlülüğünün sınırlarının iyi saptanması, yöresel örf de gözetilerek aykırılık varsa bunun giderilme şeklinin açıkça gösterilmesi gerekir.
Eldeki davada tarafların yaşadığı kasabada hayvancılık faaliyetinin yaygın olduğu ve hemen hemen her evde hayvan beslendiği sabittir. Bu durumda davalının taşınmazında hayvan beslemesinin davacı açısından hangi koşullarda katlanılabilir olduğu araştırılmalı, diğer bir anlatımla davalının hayvancılık faaliyetini tamamen sonlandıracak nitelikte bir aykırılık bulunup bulunmadığı üzerinde durularak aykırılığın giderilme şekli de bilirkişiler
aracılığıyla belirlenmelidir. Mahkemece tüm bu hususlar incelenmeden eksik inceleme ile davalının hayvancılık faaliyetini de sona erdirecek şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy