MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.07.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 442 sayılı Köy Kanununa, 3367 sayılı yasa ile eklenen 13. ek maddesi uyarınca, ... köyü tüzel kişiliğine tahsis edilen taşınmazın, köy ihtiyar heyeti tarafından hak sahiplerine satışına dayalı tapu iptali tescil, olmazsa arsanın rayiç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
3367 sayılı Yasayla 442 sayılı Köy Kanununa eklenen ek 13. madde hükmü uyarınca Köy Tüzel Kişiliği adına köy yerleşim planına göre tescil edilen parsellerin 2000 m²'yi geçmemek üzere köyde ikamet eden ve köy nüfusuna kayıtlı olup evi bulunmayan ihtiyaç sahiplerine, ihtiyar meclisinin kararı ile raiç bedel üzerinden satışı mümkündür.
Somut olayda; davacı ..., 172 ada 8 parsel parsel numaralı taşınmazın adına tescilini istemiştir. Dosya arasında bulunan 15.03.2004 tarihli satış kararında 172 ada 8 parselin, ... ... oğlu 1931 dlu ...'a satıldığı yazılmaktadır. Oysa davacıya ait nüfus kayıt sureti incelendiğinde davacının ... oğlu 1986 ... olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca dosyada yer alan aile nüfus kayıt tablosundan davacının 05.11.1986 doğumlu olduğu görülmektedir. Davacıya tahsis, 15.03.2004 tarihli karar ile yapılmıştır. Tahsisin yapıldığı tarihe göre davacı reşit değildir. Oysa, Köy Yerleşme Alanı
Uygulama Yönetmeliğinin 12.maddesine göre; arsa satın alabilmek için diğer şartlarının yanında, isteklinin reşit olması gerekir. Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 16.maddesine göre de, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler.
Mahkemece, davacı adına satışın yapılmadığı ve davacının yönetmelikte yer alan “isteklinin reşit olması” koşulunu taşımadığından, yapılan işleme dayanarak mülkiyet aktarımı isteyemeyeceği gözetilerek tapu iptali ve tescil isteminin reddi ile kanıtlanırsa ikinci kademedeki alacak isteminin incelenip hükme bağlanması yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy