MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 16 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına 25.12.1995 tarihinde işlenen "vakıf 25.12.1995 yev. 4784" şerhinin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalı vekili tapudaki vakıf kaydının "... Paşa" vakfına ait olduğu, vakfiye kaydına rastlanmadığı ancak ferman, ilmuhaber ve şahsiyet kaydı gereğince hayarata tahsis edilen tavize tabi vakıf niteliğinde olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı ... İdaresi vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden dava konusu 53 ada 16 parsel sayılı taşınmazın ifraz öncesi geldisi bulunan 53 ada 13 sayılı parselin kadastro tutanağının 26.09.1979 tarihinde vakıf şerhi işlenmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır. Vakıf şerhi 53 ada 16 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına 25.12.1995 tarihinde tek taraflı olarak konulmuştur. Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi uyarınca ilgilerin yazılı rızaları olmadıkça tapu memuru tapu sicilindeki düzeltmeyi ancak mahkeme kararıyla yapabilir. Dolayısıyla kayda sonradan tek taraflı olarak şerh konulması yasanın açıklanan hükmüne aykırıdır. Davanın kabulü bu nedenle doğrudur. Davalı ... Müdürlüğünün iddaları ise ancak tapu kaydına vakıf şerhinin işlenmesi istemi ile açacağı bir davada dikkate alınabilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Ancak, hüküm fıkrasında tapudaki 25.12.1995 tarihli vakıf şerhinin terkinine karar verilmesi gerekirken maddi hata sonucu hüküm fıkrasının 1 no'lu bendinde 15.12.1995 tarihinin yazıldığı görülmüştür. Ayrıca, bu tür davalarda harç ve avukatlık ücretinin dava değerine bakılmaksızın maktu tayin ve takdiri gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler bir yana bırakılarak harcın ve avukatlık ücretinin nispi tarife uyarınca hesaplanması doğru değildir. Hükmün belirtilen nedenlerle bozulması gerekir ise de bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMUK'nun 438/VII maddesi gereğince hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1 nolu hüküm bendinin hükümden çıkartılarak yerine 1. Bent olarak "Açılan davanın kabulü ile ... ili ... ilçesi İspatcami mahallesi Üyüktepe mevki 53 ada 16 parsel sayılı taşınmazın üzerine 25.12.1995 ve 4784 yevmiye nosu ile konulan vakıf şerhinin TERKİNİNE"cümlesinin yazılmasına, yine 2.bendinin hükümden çıkartılarak bunun yerine 2.bent olarak " peşin olarak yatırılan harçtan 18.40 TL maktu ilam harcının mahsubu ile fazla alınan harcın istek halinde yatırana iadesine" cümlesinin yazılmasına yine yerel mahkeme kararının 4.bendinin hükümden çıkartılarak 4. Bent yerine " davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince taktir ve tayin olunan 1.100 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" cümlesinin yazılmasına kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy