MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 13.09.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 698 parsel sayılı 6000 m2 tarla cinsli taşınmazın tapu kaydına 03.01.1994 tarihinde konulan "... Vakfı" şerhinin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın evveliyat kayıtlarında vakıf şerhi bulunduğunu, sahih Vakıflardan olduğunu, 5737 sayılı Vakıflar Yasanın 18. ve geçici 5.maddesi gereğince davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi kurulu raporuna göre, kök kayıtlarından taşınmazın doğrudan hayarata tahsis edilmiş taviz bedeline tabi vakıf olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava vakıf şerhinin terkini isteğine ilişkindir . Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden dava konusu 698 parsel sayılı taşınmazın ifraz öncesi geldisi bulunan 195 sayılı parselin tapulama tutanağının 27.02.1958 tarihinde vakıf şerhi işlenmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır. Vakıf şerhi 698 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına 03.01.1994 tarihinde tek taraflı olarak konulmuştur. Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi uyarınca ilgilerin yazılı rızaları olmadıkça tapu memuru tapu sicilindeki düzeltmeyi ancak mahkeme kararıyla yapabilir. Dolayısıyla kayda sonradan tek taraflı olarak şerh konulması yasanın açıklanan hükmüne aykırıdır. Davalı ... Müdürlüğünün iddaları ise ancak tapu kaydına vakıf şerhinin işlenmesi istemi ile açacağı bir davada dikkate alınabilir.
Ayrıca, Türk Medeni Kanununun 688.maddesinde paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Paylı mülkiyette, mülkiyet hakkına sahip birden ziyade kişi olmasına rağmen eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcuttur. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında bir paylı mülkiyet birliğini meydana getirir. Her paydaş mülkiyet hakkının belli bir payına sahip olur ve her paydaş diğerinden bağımsız ayrıca tasarrufi işlemlerde bulunabilir. Dolayısıyla somut olayda, bir paydaşın temsilen diğer paydaşların menfaatini koruması durumu söz konusu edilemez. Bundan dolayı mahkemece sadece dava açan paydaşların payındaki vakıf şerhinin kaldırılmasıyla yetinilmelidir.
Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy