MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.07.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, paylı taşınmazda oluşan yararlanma hakkına öteki paydaşın elatmasının önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, bilirkişinin 29.12.2010 tarihli rapor ve krokisinde C, D ve E harfleri ile gösterilen 124.63 m2'lik alana davalının müdahalesinin menine, bu alanı çevreleyen tel örgünün kal’ine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
Somut olaya gelince; dosyadaki bilgi ve belgelerden davanın taraflarının 4706 sayılı parselin maliklerinden ... ve ...’in mirasçıları olduğu, taşınmazdan miras hakkına dayanarak yararlandıkları anlaşılmaktadır. Diğer taraftan; 4706 sayılı parselde davacı ve davalı dışında başkaca paylı malikler olduğu da görülmektedir. Dosya kapsamına göre 4706 sayılı parselin maliklerinin tümünün katıldığı bir kullanma taksiminin varlığı da kanıtlanamamıştır.
Yapılan bu saptamalara göre davacı da taşınmazdan yararlanmakta olduğundan ve tüm paydaşlarının katıldığı kullanma taksimi kanıtlamadığından davanın reddi yerine istemin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy