MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.01.2011 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, dava konusu 3679 ada 18 parsel sayılı taşınmazda "..."yazılan kaydın "..." olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Mahkemece, kaydında düzeltme yapılması istenen 3739 ada 6 parsel sayılı taşınmazın satış suretiyle "... oğulları ... ... ve ... ..." adına tescil yapıldığı belirtilmesine rağmen hakkında hüküm kurulması istenen kişiye ait baba ve kardeşleri gösterir nüfus kayıt tablosu getirtilmemiş ve tapu kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı yukarıda belirtilen şekle uygun olarak nüfus müdürlüğünden araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece; davacının baba ve kardeşlerini gösterir nüfus kayıt tablosu getirtilmeli, tapu kaydında malik görünen "... oğlu ... ..." ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi bulunup bulunmadığı nüfus müdürlüğünden sorulup, aynı kimlik bilgisine sahip kişi var ise bu kişi çağrılarak dava konusu taşınmazda bir hak iddiasında bulunup bulunmadığı sorulmalı, tüm deliller toplandıktan sonra gerekirse taşınmazlar başında keşif yapılıp, taşınmazı ve maliklerini bilen mahalli bilirkişiler ve tanıklar dinlenerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy