MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Hazine tarafından yayla iddiasıyla açılan tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, taraf ehliyetini tanımlamamış, 38. maddesiyle Türk Medeni Kanununa yollamada bulunmakla yetinmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; dava konusu 120 ada 13 parsel sayılı taşınmazın maliki davalı ...'ın dosyada mevcut nüfus kaydına göre 29.06.2004 tarihinde açılan bu davadan önce 29.09.1991 tarihinde ölmüş olmasına rağmen davalı ... hakkında davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girip dava konusu taşınmaza revizyon gören tapu kaydının Hazinenin taraf olduğu tescil davası sonucu oluştuğundan bu kesinleşmiş hükmün Hazineyi bağlayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkemenin davayı ret gerekçesi yasaya uygun düşmemiştir.
Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekir ise de hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan karar gerekçesinin yukarıda açıklanan şekilde değiştirilerek düzeltilmesi ve hükmün HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilmiş bu şekli ile onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün gerekçesinin DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.