MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.02.2010 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı ... yönünden reddine, diğer davalı yönünden kısmen kabulüne dair verilen 02.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, eser bedelinden kalan alacağın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı ödetilmesi istemleriyle açılmıştır.
Davalılardan ..., iş sahibi oda başkanı olduğunu, kendisine husumet düşmeyeceğini, diğer davalı ise taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığını, davacı ile bazı işleri yapımı konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, iş bedelinin 4.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, davacının 500,00 TL tutarında sözleşme dışı iş yaptığını, 4.500,00 TL’den ibaret iş bedelinin ödendiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak 901,06 TL davacı alacağına yönelik icra takibine davalılardan Odalar Birliğinin yaptığı itirazın iptaline, davalı ... aleyhine açılan davanın husumet noktasından reddine, 3.775,00 TL asıl alacağın %40 oranındaki kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...’e verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-İcra takibine itirazın iptali davalarının dayanağı İcra ve İflas Kanununun 67.maddesidir. Bu madde uyarınca, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine reddolunan meblağın %40’ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edilmesi mümkündür. Görülüyor ki, alacaklının tazminatla sorumlu tutulabilmesi için yaptığı icra takibinin hem haksız hem kötüniyetli olması, bunun dışında diğer tarafın (borçlunun) istekte bulunması gerekmektedir.
Mahkemece, davacının hangi hukuki nedenlerle haksız ve kötüniyetli görüldüğünün gerekçeleri karar yerinde gösterilmeden tazminatla sorumlu tutulması, ayrıca borçluların (davalıların) tazminat konusunda bir istekleri olmadığının gözden kaçırılması da doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 22.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.