MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.10.2005 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Türkiye ... Bankası, davalı ...Şirketine 14.03.1997 tarihinde 20.000 TL kredi kullandırdığını, bu krediye karşılık olarak şirketin maliki olduğu 52 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına 1.derecede üst sınır ipoteği tesis edildiğini, daha sonra aynı taşınmazın tapu kaydında diğer davalı ... ... lehine 19.06.1998 tarihli limitsiz süresiz 2.derece ipotek tesis edildiğini,bu 2.derecedeki ipoteğin muvazaalı olduğunu belirterek 19.06.1998 tarihli ipoteğin terkinini istemiştir.
Davalılardan ... ... diğer davalı ...Şirketinden muhtelif sebeplerle alacaklı olduğunu, ipotek miktarı kadar gerçek alacağı bulunduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...şirketi, muvazaa iddiasının doğru olduğunu davalı ... ...' in alacaklı olmadığını, hatta 2.derecedeki ipoteğin de muvazaalı olduğunu sekiz yıldır beklenildiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılardan ... ... temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; 13.03.1997 tarihinde 52 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı üzerine alınan borca karşılık davacı Türkiye ... Bankası lehine diğer davalı ... Şirketi tarafından
50.000 TL limitli ipotek tesis edildiği, bu ipoteğin 1.derecede kurulduğu, aynı yer üzerine bu defa 19.06.1998 tarihinde davalı ... ... lehine 18.500 TL bedelli 2.derecede ipotek kurulduğu görülmektedir.
Bu davada öncelikle, hukuki yarar, arkasından da Türk İpotek Hukukunda ipotekteki derecelerin ne anlama geldiği hususları üzerinde durulması gerekmektedir.
Davacının bir davayı açmakta hukuki yararı bulunması demek, o davayı açarak mahkemeden hukuki himaye talebinde bulunmakta korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması demektir. Hukuki yarar dava açıldığı anda mevcut olmalıdır. Geleceğe yönelik hukuki bir yarar bir davanın açılması için yeterli değildir.
Taşınmaz rehninde Roma hukukunda geçerli bulunan boşalan dereceye ilerleme sistemi ile Alman hukukunda geçerli bulunan sabit derece sistemi olmak üzere iki temel sistem bulunmaktadır. Boşalan dereceye ilerlemeyi esas alan sistemde rehnin sırası, rehin tesis tarihine göre tayin edilmekte, eski tarihli rehin yenilerden önce gelmektedir. Bir rehin hakkı herhangi bir nedenle sona ermişse sonraki sırada yer alan rehin hakları otomatik olarak birer basamak öne kaymaktadır. Türk Medeni Kanunu bu sistemi benimsememiş, İsviçre hukukunda olduğu gibi sabit dereceler sistemine ilişkin düzenlemeler getirmiştir. Gerçekten Türk Medeni Kanununun 870.maddesi hükmü uyarınca “ Rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin derecesi ile sınırlıdır. Taşınmaz rehni, sırada kendisinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla, 2. veya daha sonraki derecede de kurulabilir. " Sabit dereceler sisteminde rehin hakkı kurulacak taşınmaz değeri farazi bazı parçalara bölünmekte, her dilimle rehin hakkı kurulacak bir derece oluşturulmaktadır. Oluşturulan bu dereceler taşınmaz rehninin sırasını ve teminat miktarını tayin eder. Bir derecenin hangi sırada ne miktar için teminat teşkil edeceğini taşınmaz maliki tespit eder veya taşınmaz maliki ile alacaklı anlaşarak rehnin türü, derecesi, sırası ve teminat teşkil edeceği miktarı kararlaştırabilir. Derecenin teminat miktarı bir kere tespit edilerek tescil edildikten sonra, sonra gelen derecelerde tescil edilmiş rehinli alacaklıların rızası olmadan onların zararına artırılamaz (TMK m.875, f.2). Bu şekilde kurulan rehin derecelerinden biri boşalırsa ve sonradan gelen derecedeki alacaklı bu boşalan dereceden yararlanma sözleşmesi (TMK m.871) yapmamışsa, boşalan dereceye ilerleyemez. Çünkü TMK. m.871’ e göre “ aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş bulunan rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması sonraki sırada yer alan rehinli alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez. " Belirtildiği üzere sonraki sırada yer alan rehinli
alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı veren bir sözleşmenin yapılmış olması gerekir. Bu sözleşmenin geçerliliği ise resmi şekilde yapılmasına; ayni etki sağlamaları tapu kütüğüne şerh verilmelerine bağlıdır. Şu halde 1.derecedeki rehin hakkı 2.derecedeki rehinden daha sonra da kurulsa öncelik hakkına sahiptir. Sözleşme dışında sabit dereceler sistemine getirilen bir istisna da Türk Medeni Kanununun 872. maddesidir. Ne var ki, bu istisna hükmü taşınmazın paraya çevrilmesinde gözetilebilir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacı Türkiye ... Bankası ile davalı ...Şirketi arasındaki 13.03.1997 tarihli ipotek akit tablosunda davacı bankaya sonraki derecelerden biri boşalırsa ipoteğin boşalan dereceden yararlanılacağına dair yetki verilmediğinden, sabit dereceler sisteminin bir sonucu olarak davacının 13.03.1997 tarihli ipoteği, boşalma olsa dahi kendiliğinden bir sonraki dereceye ilerleyemez. Dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
Yapılan bu saptamalara göre davanın hukuki yarar yokluğu sebebi ile reddi yerine istemin esası incelenerek yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 03.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy