MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.12.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 50 yıl önce evini yaptığı taşınmazın kadastro tespitine yapılan itiraz sonucu yapılan yargılama sonunda Kadastro Mahkemesince davalı adına hükmen tescil edildiğini, evin davacıya ait olduğunun beyanlar hanesine şerh edildiğini taşınmaza iyiniyetle zilyet olup üzerine bina inşa ettiğini belirterek TMK'nun 724.maddesi gereğince adına tescilini istemiştir.
Davalı, taşınmazın hükmen adına tescil edildiğini davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro ve tapulama işlemlerinin sona ermesinden sonra ortaya çıkan uyuşmazlıkların mahkeme yolu ile giderilmesi imkanı vardır. Ancak, kadastro çalışmasının kesinleşmesinden önceki bir nedene dayanan hak sahibi, bu hakkını 10 yıl içinde ileri sürmelidir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi de "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz" hükmünü içermektedir.
Somut olayda; dava konusu 195 ada 5 parsel sayılı taşınmaz, yapılan kadastro çalışmasında davalı ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Üçüncü kişiler tarafından tespite itiraz edilmiş ve Kadastro Mahkemesinin 1989/85E.1992/27K.sayılı kararı ile davalı ... ve müşterekleri adına tesciline, ve üzerindeki binanın da davacı ...’a ait olduğu anlaşıldığından beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiş ve karar 10.5.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Görülüyor ki, davada kadastrodan önceki nedenlere dayanıldığından, 24.5.1994 tarihinde hükmen tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali için 31.12.2010 tarihinde dava açıldığından 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre geçirilmiştir. Davanın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile reddi gerektiği halde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,istek halinde temyiz harcını yatırana iadesine 14.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.