MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.10.2009 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkına müdahalenin önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar ittihazına yer olmadığına dair verilen 24.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü, 169 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalının can ve mal emniyetini ihlal eder şekilde bina yaptığını belirterek irtifak hakkına elatmanın önlenmesini ve ihlale konu kısımların yıkılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili, taşınmazın 23.02.2010 tarihinde dava sırasında diğer davalı ...'a devredildiğini, binanın diğer davalı tarafından yapılmış olduğunu, husumet ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ..., davacının istediği seviyede yıkım yaptığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
İrtifak hakkı, bir taşınmaz malikine mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınmak veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli bir şekilde kullanmasına katlanma borcu yükler. TMK'nun 780. maddesine göre de irtifak hakkı kurulması için bu hakkın tapu kütüğüne tescili zorunludur. TMK'nun 727. maddesinin son fıkrasında “irtifak hakkı, mecra dışarıdan görülmüyorsa tapu kütüğüne tesciliyle, dışarıdan görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar” hükmüne yer verilmiştir.
Eldeki davada, davacı kurum lehine tapu kütüğüne tescil edilerek kurulmuş bir irtifak hakkı bulunmadığı gibi, davacı ile 169 ada 2 parsel sayılı taşınmazın maliki arasında sözleşmeyle tesis edilmiş bir irtifak hakkı da mevcut değildir. Hal böyle olunca, davacının irtifak hakkının varlığına dayanarak mülkiyet hakkı sahibine karşı açtığı davanın dinlenme olanağı yoktur.
Davanın reddi gerekirken orta yerde yöntemine uygun bir irtifak hakkı varmış gibi yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy