MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil istemli davadan dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 17.06.2010 gün ve 2010/6242 Esas, 2010/7159 Karar sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, kadastro çalışmaları sırasında 177 ada 16 ve 18 parsel numaraları ile davalıların adına tescil edilen taşınmazların Ermeni metrukatı yerlerden olduğunu, tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalılardan ..., davaya bir diyeceği olmadığını bildirmiş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde sözü edilen hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiş, karar Dairemizin 17.06.2010 tarihli ilamıyla karar onanmıştır.
Davacı Hazine karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yukarıda belirtildiği üzere Dairemizin mahkeme hükmünü onama kararı 17.06.2010 tarihlidir. Ne var ki, karar düzeltme talebinin incelendiği tarihte 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” cümlesinde yer alan "...iddia ve taşınmazın niteliğine" ibaresi ve 3. madde ile 3402 sayılı Kanuna eklenen “Geçici 10. madde” Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 günlü ve E.2009/31, K. 2011/77 sayılı kararı ile iptal edildiğinden Hazine’nin taşınmazların yasalar uyarınca devlete kalan taşınmazlar kapsamında kaldığı iddiasıyla açtığı iptal ve sınırlandırma davaları on yıllık hak düşürücü sürenin dışında bırakılmıştır.
Açıklanan bu durum usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturacağından, uyuşmazlığın incelemenin yapıldığı tarihteki yasa kurallarına göre değerlendirilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararı göz önüne alınarak çekişmenin esasının incelenmesi gerekirken, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile onamaya ilişkin Dairemizin 17.06.2010 tarih 2010/6242-7159 sayılı ilamının KALDIRILMASINA ve kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA, 01.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy