(4721 S. K. m. 704, 705, 706, 718) (2644 S. K. m. 26) (818 S. K. m. 213)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.12.2008 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali tescil, bu istem kabul edilmezse irtifak hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; irtifak hakkı tesisi isteminin kabulüne, tapu iptali ve tescil isteminin reddine dair verilen 01.12.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve dahili davalı M. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, 178 parsel sayılı taşınmazın 325 m2'lik kısmı üzerinde derin kuyu açmak ve dilediği kadar kullanılmak üzere taşınmazın maliki A............. oğlu Ö. tarafından noterde 25.07.1996 tarihli taahhütnamenin düzenlendiğini, belediye encümeninin 19.07.1996 tarihinde 325 m2'lik alanda yararlarına irtifak hakkı kurulmasına karar verildiğini, bu arada taşınmazın el değiştirildiğini ve ortaklığın giderilmesi davasına konu edildiğini ileri sürerek termal su işletme ruhsatına da konu olan 325 m2'lik kısmın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti, tapunun iptali ile davacı adına tescili, bu istem kabul edilmez ise irtifak hakkı tesisi talep etmiştir.
Yargılamaya katılan davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece tapulu taşınmazın satışının resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilerek tapu iptali tescil istemi reddedilmiş, 325 m2'lik alanda davacı lehine irtifak hakkı tesis edilmiştir.
Hükmü, davacı ve davalılardan M. temyiz etmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil, bu istem kabul edilmediği takdirde de irtifak hakkı tesisi istemine ilişkindir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve özellikle Borçlar Kanunu'nun 213, Türk Medeni Kanunu'nun 706, Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca tapulu taşınmazların resmi şekilde satışı gerektiğinden davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece irtifak hakkı tesisi istemi hüküm altına alınmıştır.
Taşınmaz üzerinde tam bir yararlanma ve tasarruf etme yetkisi sağlayan mülkiyet hakkı Türk Medeni Kanunu'nun 718 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İrtifak hakları da taşınmaz üzerinde hak sahibine o taşınmazdan yararlanma yetkisi sağlayan sınırlı bir ayni haktır. Ayni hak niteliğindeki mülkiyet hakkı gibi herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir etkiye sahiptir. Fakat hak sahibine taşınmaz üzerinde sınırlı bir hakimiyet sağlar. Bu sınırlı hakimiyet mülkiyet hakkının sınırlandırılması sonucunu da doğurur. Bu nedenle kazanılması da tıpkı mülkiyet hakkında olduğu gibi sıkı şekil koşullarına bağlanmıştır. Medeni Kanun, irtifakların iktisap ve tescili hususunda eşyaya bağlı irtifaklarda 704. maddesi, kişisel irtifaklarda ise kanunun 718. maddesi ile mülkiyete ilişkin hükümlere yollama yapmıştır. Anılan hükümler uyarınca bir irtifak hakkının kazanılması taraflar arasında resmi şekilde düzenlenmiş bir sözleşme, usulünce yapılmış tescil talebi ve tapu kütüğüne tescil ile mümkündür (Tapu Kanunu m. 26, B.K. m. 213, TMK. m. 705-706).
Somut olayda, davacı dava konusu 178 parsel sayılı taşınmazın 235 m2'lik kısmı üzerinde davalıların mirasbırakanı ve aynı zamanda taşınmazın önceki maliki Ö. tarafından noterde düzenlenen 25.07.1996 tarihli taahhütnameye dayanarak irtifak hakkı tesisi istemiştir. Ancak, davacının dayandığı tek taraflı taahhütname mülkiyet hakkını geçirecek nitelikte bir sözleşme olmadığı gibi, irtifak hakkı tesisi için aranan geçerlilik koşullarını da taşımamaktadır. Mahkemece, açıklanan nedenlerle davanın reddi yerine kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran davalı tarafa iadesine, 23.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy