MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.03.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 104 ada 24 sayılı parselin maliki olduğunu, çap kaydı kapsamında kalan bir bölüm yere tel örgü çektiğini, komşusu olan davalının ilçe kaymakamlığına başvurarak tel örgü üzerinde muaraza yarattığını, ortaya çıkardığı muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “davanın kabulüne” karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi uyarınca eşyaya malik olan kişi onun üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine de sahiptir. Malikin taşınmaz üzerinde haksız bir elatma olduğunda, malik haksız elatmanın giderilmesi için dava yolunu seçebilir. Haksız elatma eylemli bir elatma olabileceği gibi o taşınmaz üzerinde hukuki muaraza çıkartmak şeklinde de kendini gösterebilir.
Somut olayda, davalının, davacının maliki olduğu 104 ada 24 sayılı parsel çap kaydı kapsamında kalan tel örgü üzerinde kaymakamlık makamından men kararı alarak çıkardığı muaraza hukuki elatmadır. Tel örgünün davacının çap kaydı içinde kalması ve davalının o yer üzerinde hak iddiasında bulunarak idareden men kararı aldığı sabit bulunduğuna göre davanın kabulü doğru, davalının diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
HUMK’nun 388 ve 389. maddeleri uyarınca verilen kararda iki tarafa yükletilen hak ve borçların hiçbir tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık şekilde yazılması gerekir. Kurulan hükmün infazı bu şekilde sağlanabilir. Yoksa, taraflar infaz aşamasında yeni bazı uyuşmazlıklar içerisine düşer ve toplum barışı sağlanamaz. Bu bakımdan mahkemece hüküm yerinde sadece “davanın kabulüne” denilmiş olması belirtilen usul kuralına uygun düşmemiştir.
Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmekte ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden hüküm HUMK’nun 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1.bendinin tümüyle çıkartılarak, bunun yerine 1.bent olarak “davacının davasının kabulü ile davalının 104 ada 24 parsel üzerinde idari men kararı alarak çıkardığı çekişmenin giderilmesine” sözlerinin yazılmasına ve hükmün HUMK’nun 438/VII. maddesi gereğince gerekçesi değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 23.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.