(3402 S. K. m. 16, 20)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.11.2008 gününde verilen dilekçe ile tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda, davanın kabulüne dair verilen 25.02.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kadastro işlemleri sırasında yol olarak bırakılan ve haritasına bu niteliğiyle işaretlenen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı Hazine, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davalı köy ise dava konusu taşınmazın öncesinin yol olduğunu, davacının bu yeri 2007 yıllarında çevirerek kullanmaya başladığını, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davada dayanılan 04.03.1997 tarihli ve 2 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı da kapsadığından bahisle bilirkişi krokisinde (A) ile işaretlenen bölümün davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davalılardan Hazine temyiz etmiştir.
Davada. 04.03.1997 tarihli ve 2 sayılı tapu kaydına dayanılmıştır. Kaydın sınırları, sağı; yol, solu: Halitağa'ya ait basmalık, arkası: Hasan E. harmanı ve şose, önü; A. E. evi ve C. H. ile çevrilidir. Başka bir anlatımla kaydın bir sınırında yol, diğer bir sınırında ise şose bulunmaktadır. Davacı, kaydın şose sınırındaki taşınmazın yol olmadığını, bu yerin özel mülkiyete konu teşkil ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Yine dosyada yer alan 195 ada 3 sayılı parsele uygulanan 22.09.1999 tarihli ve 1 sayılı tapu kaydının kuzeydeki sınırı da nizalı taşınmaz yönünü yol olarak okumaktadır. Kısaca, hem 3 sayılı parselin hem de 4 sayılı parselin kuzeyi yoldur, krokiden, yolların köy içine dağıldığı da izlenmektedir. Nitekim davalı köy tüzel kişiliğini temsil eden muhtar ve yerel bilirkişiler de çekişmeli taşınmazın öncesinin yol olduğunu söylemişlerdir.
Özellikle davalı köy muhtarının beyanı ve mahalli bilirkişilerin ifadeleri de gözetildiğinde, taşınmazın öteden beri yol olduğu ve davada dayanılan kaydın çekişmeli bölümü kapsamadığı anlaşıldığından, davanın reddi gerekirken istemin hüküm altına alınması doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, 07.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy