(4721 S. K. m. 995)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 7.8.2008 gününde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, birleştirilen davada ecrimisil isteminin kısmen kabulüne dair verilen 28.12.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı A. B. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin gider verilmediğinden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Asıl davada davacılar, 12.2.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesi uyarınca 161 ada 3 parsel sayılı taşınmazda davalıya ait 12 numaralı bağımsız bölümün davacı E. Y.'ya, 14 numaralı bağımsız bölümün ise davacı H. A.'a satışının vaat edildiğini, satış bedelinin sözleşmede yazılı 51 adet bono ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, iki adet bono karşılığını ödediklerini, diğer bonolar ibraz edilmediğinden bakiye 29.400 Euro'nun ise satış vaadi sözleşmesinde yazılı olduğu şekilde 6.8.2008 tarihinde noterde düzenlenen emanet tespit tutanağı ile davalılara ödenmek üzere emanet hesabına depo edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, davacıların bakiye bedeli zamanında ödemediklerini ve satış vaadi sözleşmesinin 25.12.2002 tarihli ihtarname ile feshedildiğini savunmuş, birleştirilen davada ise, satış vaadi sözleşmesinin feshedildiğinin tespiti ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davada ise, satış vaadi sözleşmesinin feshedildiğinin tespiti ile elatmanın önlenmesi isteminin reddine, ecrimisil isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, tarafların vekilleri temyiz etmişlerdir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davalı-davacı A. B.'ın tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- Davacı- davalılar H. A. ve E. Y.'nın temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar davaya konu bağımsız bölümleri davalı ile yaptıkları 12.2.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak kullanmaktadırlar. Bu kullanımları haksız olmayıp mahiyeti hükümle tartışılan satış vaadi sözleşmesine dayalı olduğundan davacı-davalıların ecrimisil ödemeleri gerekmez. Zira ecrimisil haksız işgal sebebiyle uğranılan zarar karşılığıdır. Birleştirilen davadaki ecrimisil isteminin de bu sebeple reddi gerekirken, davacıların satış vaadi sözleşmesindeki bakiye bedeli 6.8.2008 tarihinde depo ettiklerinden bahisle bakiye bedelin depo edildiği tarihe kadar ecrimisil ödemeleri gerektiği gerekçesi ile ecrimisil isteminin kısmen hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalı- davacı A. B.'ın temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle davacı- davalı H. A. ve E. Y.'nın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 14.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy