MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.12.2007 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.10.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av.... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, sözleşmenin şarta bağlı yapıldığını, 604 ada 5 sayılı parselin üzerindeki binanın kaçak olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak kayıttaki 80/960 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
01.04.1996 tarihli biçimine uygun olarak düzenlenen sözleşmenin tarafları davacı ... ile davalı ... ve diğer davalıların mirasbırakanı ...’tır. Kaydın intikalinden ...’ın davalılar dışında ... isimli bir mirasçısının daha bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kişi dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmiş ise de karar başlığında ismi yer almamıştır. Ne var ki davada taraf olduğundan bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.
Davada dayanılan 01.04.1996 tarihli sözleşmede “… ilerde yasal imkan doğduğunda kat irtifakını kurup bu daireye tekabül eden arsa payı ile birlikte tapuda ferağın verileceği…” yazılıdır. Görülüyor ki, sözleşmenin ifasının istenilmesi ilerideki bir hadisenin tahakkukuna bağlanmıştır. Gerçekten Borçlar Kanununun 149.maddesi hükmü uyarınca; “bir akdin mevzuunu teşkil eden borcun mevcudiyeti, meşkuk bir hadisenin tahakkukuna talik edilmiş ise, o akit şarta bağlı akit olur” ve aktin ifası (icrası) ancak şartın tahakkuku anında istenebilir. Ne var ki, aynı yasanın 154.maddesine göre şartın tahakkukuna iki taraftan biri iyiniyet kurallarına aykırı bir hareketle mani olursa o şart gerçekleşmiş sayılır.
Yapılan bu açıklamalara göre 01.04.1996 tarihli sözleşme taliki şarta bağlandığından ve taşınmazda henüz kat irtifakı kurulmadığından bu aşamada ifasının istenemeyeceğinin düşünülmesi, davalıların kötüniyetleriyle şartın tahakkukuna sebebiyet verip vermediklerinin araştırılması, taşınmazda kat irtifakının kurulmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi ve istemin bütün bunların sonucuna göre hükme bağlanması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde davanın kabulü doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 04.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.