MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.05.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve noksanlık nedeniyle dosyanın mahalline geri çevrilmesinden sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı; dava konusu 250 parsel numaralı taşınmazda 13 no’lu bağımsız bölümü 23.05.2003 tarihli “villa satış formu” başlıklı sözleşme ile satın aldığını belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında villa satışına dair sözleşmeler yapılmadığını, davacının dava dışı ...Villas Ltd. Şti. ile yaptığı sözleşme nedeniyle kendisine husumet düşmeyeceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilerek ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
HMK’nun 76. maddesi gereğince bir davada olayları anlatmak davanın taraflarına, o olaylara uygun yasa hükümlerini bulup uygulamak ise hakime ait bir görevdir. 4.6.1958 tarihli 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere hakim davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i taleplerle bağlıdır. Onların tavsifleri ile bağlı olmadığından önüne gelen davada iddia ve müdafaadaki netice-i talepleri karara bağlamak hakimin görevidir.
./..
2011/7323-9019-2-
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Somut olayda; davacının dayanak yaptığı 23.05.2003 tarihli sözleşmede, dava konusu villanın davacıya dava dışı ...Villas Ltd. Şti. tarafından satıldığı başka bir ifade ile davalının bu sözleşmenin tarafı olmadığı görülmektedir.
Taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmaması nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesi uyarınca avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi ve nispi ücreti vekalete hükmolunması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 07.07.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.