MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki tapu iptali ve tescil-tazminat davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 08.03.2010 gün ve 2011/2050-2881 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılardan ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar, davalılardan ... Konut Yapı Kooperatifi ile diğer davalı yüklenici Metromülk İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 46224 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaat yapımı için 15.09.2000 tarihli sözleşmenin bulunduğunu, davalı yüklenici şirketin 15.09.2000 tarihli sözleşme uyarınca kendisine bırakılması kararlaştırılan 46224 ada 1 sayılı parseldeki A Bloktaki 25 numaralı bağımsız bölümü 25.10.2000 tarihinde diğer davalı ...’e, bu kişinin de 16.12.2002 tarihinde kendisine sattığını, bedelini ödediğini, ancak ferağ işleminin yapılmadığını, taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
Davalı yüklenici Metromülk İnşaat San. ve Tic. Ltd.Şti., davaya cevap vermemiştir.
Diğer davalı ...... Konut Yapı Kooperatifi, dava konusu dairenin yükleniciye hak ediş karşılığı verildiğinden 13.09.2002 tarihinde satış yetkisi verildiğini belirterek davanın husumet yönünden reddini savunmuştur.
Davalılardan ..., iyiniyetli kayıt maliki olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş,
Diğer davalı ... ise alacağını davacıya temlik ettiğinden kendisine karşı dava açılmasının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ...’ün mülkiyet aktarımı isteminin reddine, diğer davacı ...’in aktif dava ehliyeti olmadığından isteminin reddine, davacı ...’ün davalılardan ...’e ödediği 50.000,00 YTL’nin bu davalıdan dava tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ... ... ve davalı ...’in temyiz etmesi üzerine 14.07.2009 tarihli bozma ilamımız ile davalı ...'in tüm temyiz itirazları reddedilmiş, davacı ...'ın temyiz itirazı kabul edilerek tazminat miktarı yerinde görülmeyerek karar bozulmuştur. Bu kez davacılar ve davalı ...’in karar düzeltme isteğinde bulunmaları üzerine 30.12.2009 tarihli kararımız ile önceki bozma gerekçemizden dönülerek, hükmün tescil istemi yönünden, davacının muvazaa iddiasının incelenmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararımıza uyularak tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan ... vekili temyiz etmiş, mahkeme kararının dairemizin 08.03.2011. gün ve 2011/2050 – 2881 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir.
Davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir”
Belirtilen ilke, TMK’nun 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. madde de "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
Ayni hak, kütüğe tescil yoluyla yazılmışsa kural olarak böyle bir tescile dayanan iyiniyetli kişinin iktisabı korunur. Fakat tescilin yanı başında, bir de bunun haklı bir sebebe dayanması ve tescil talebinin o hak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kimse (TMK. m. 1013) tarafından yapılmış olması şarttır. Yetkisiz bir kimse tarafından yapılan talep veya haklı bir sebep olmadan yapılan bir tescil hakkı iktisap ettirmez. Ancak bu yönden tescil sakat dahi olsa, iyiniyetli yani sakatlığı bilmeyen ve bilmeleri de kendilerinden beklenemeyen kimseler (TMK.m.3) karşısında geçerli bir tescilin sonuçlarını doğurur. Böyle bir tescile dayanarak iyiniyetle o gayrimenkul üzerinde ayni bir hak iktisap eden korunur (TMK. m. 1023). Yani iyiniyetli kimseler kütüğün görünüşüne inanmakta haklıdır. Bu kuralın tapu kütüğüne güven sağlamak için getirildiği kuşkusuzdur (TMK.m.1020).
Eldeki davada; çözümlenmesi gereken husus, dairemizde emsali görülen dosyalarda da olduğu gibi davalı kooperatifin yüklenici şirkete arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiyle bırakılması kararlaştırılan A bloktaki 25 numaralı bağımsız bölümün davacıya yüklenici tarafından temlik edilmesine rağmen, tapuda diğer davalı ...’e yapılan temlik işleminin yolsuz vekaletnameye dayanarak satılıp satılmadığının, bu satışa hukuken değer tanınıp tanınmayacağını tespit etmektir.
Bu konuda, davalı ... de dahil bazı kişiler hakkında resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, açılan davanın Ankara 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/271 esasına kayıtlı ve derdest olduğu anlaşılmaktadır. Borçlar Kanununun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraata ilişkin kararıyla bağlı değilse de, maddi olayı belirleyen mahkumiyet kararıyla bağlıdır. Dolayısıyla, derdest olan davanın sonucu eldeki uyuşmazlığı doğrudan ilgilendirmektedir. Mahkemece, ağır ceza mahkemesinde derdest olduğu saptanan dava dosyasının beklenilmesi, mahkumiyete ilişkin ve davalıları bağlayacak bir karar olup olmadığının incelenmesi zorunludur.
Ceza mahkemesi tarafından davalı kayıt maliki ... hakkında beraat kararı verilmesi durumunda ise, bu kişinin hukuki vaziyeti Türk Medeni Kanununun 1023. ve 1024. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Bütün bu yönler bir yana bırakılarak, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından, kararın bozulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle onandığı bu defa yapılan incelemeden anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek dairemizin onama ilamı kaldırılarak hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 08.03.2011 gün ve 2011/2050–2881 sayılı ilamının KALDIRILMASINA ve yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.