MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekilleri tarafından, davalılar aleyhine 23.01.2008 ve 07.04.2008 gününde verilen dilekçeler ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili ve davacı ... Gayrimenkul Emlak Tur. Sey. Danışmanlığı İnş. İthalat Ltd. Şti. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 26 parsel sayılı taşınmazda kadastro müdürlüğünce 3402 sayılı Yasanın 41. maddesine göre düzeltme yapıldığını, yapılan düzeltme işlemi ile taşınmazının geometrik şeklinin değiştirildiğini ileri sürerek işlemin iptalini talep etmiştir.
Birleşen davada da, 27 parsel sayılı taşınmazın maliki aynı işlemin iptalini istemiştir.
Yargılamaya katılan davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; kadastro müdürlüğü 35 parsel sayılı taşınmazın malikinin talebi üzerine yaptığı incelemede; 24, 26, 27, 35 ve 36 sayılı parsellerde sınırlandırma hatasının bulunduğu gerekçesiyle düzeltme işlemi yapmıştır. Sınırlandırma hatasından ne anlamak gerektiği ve ne şekilde düzeltileceğinin üzerinde kısaca durmak gerekir.
Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin 8.
maddesinde sınırlandırma hatası tanımlanmış ve düzeltilmesine ilişkin izlenecek yöntem belirlenmiştir. Anılan maddeye göre;
Sınırlandırma hataları;
1-Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumu kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, tersimat ve hesaplama hataları dışında kalan;
a)Taşınmaza kadastro sırasında uygulanan kayıt sınırlarının sabit sınır niteliğinde olması ve halen zeminde mevcut olmasına karşın buna aykırı sınırlandırma yapılmış olduğunun,
b)Arazide değişmeyen sınır olduğunu gösteren demiryolu, kanalet, yol ve benzeri gibi değişmeyen ve sabit sınır niteliğinde olduğunu kesin olarak gösteren yapı ve tesisler bulunduğu ve bu yapı ve tesisler krokisinde gösterilmiş olduğu halde ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olduğunun,
c)Kadastro öncesine ait tapu krokisine aykırı olarak ya da hatalı kroki ve plân esas alınarak sınırlandırma hatası yapılmış olduğunun,
ç)Parsel cephe hattında kırıklar bulunduğu halde düz geçirilmiş ya da düz olduğu halde kırık noktalı geçirilmiş olduğunun,
d)Birbirine sınır olması gereken taşınmazlar arasında binmeler ya da boşluklar olduğunun,
e)Fotogrametrik haritalara dayalı kadastro çalışmalarında, parsel sınırı teşkil etmeyen çizgiler esas alınarak sınırlandırma yapılmış olduğunun, anlaşılması halinde sınırlandırma hataları düzeltilir.
2-Sınırlandırmadan kaynaklanan bir hata bulunup bulunmadığı; tescilli belgeleri, varsa tespit tarihinden önce üretilmiş hava fotoğrafı, fotogrametrik harita gibi haritalar ile yararlanılabilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde zeminde ve büroda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenir.
3-Gerektiğinde kadastrodan sonra sınır değişikliği olup olmadığı hususu, geçerli bir belge, muhtar ve mahalli bilirkişi beyanları ile tespit edilir.
4-Sınırlandırma hatalarına yönelik yapılacak düzeltmelerde, yeni bir parsel oluşturulmaz.
5-Yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek rapor doğrultusunda, sınırlandırma hatası tespit edilememesi halinde, düzeltme yapılamayacağına dair talepte bulunan taşınmaz maliklerine bilgi verilir.”
Yeniden somut olaya döndüğümüzde; kadastro müdürlüğünün iptali istenen 12.11.2007 tarihli işlemi ile düzeltme yapılan taşınmazların sınırlarında kadim duvarların bulunduğu ve taşınmazların bu şekilde kullanıldığı, kadastro
çalışmaları sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı kabul edilmiştir. Mahkemece yapılan keşifte de taşınmazların sınırında eylemli bir değişiklik olmadığı belirtilmiştir. Yukarıda Yönetmeliğin 8/1-b maddesinde de açıklandığı gibi kadastro tespiti sırasında sınırda yer alan sabit tesis ve yapıların dikkate alınmamış olması sınırlandırma hatasının bir göstergesidir. İptali istenen işlemde de sınırdaki kadim duvarların sınırlandırmaya esas alınmadığı kabul edilmiştir. Ancak bu duvarların yine Yönetmelik hükmü gereğince paftada işaretli olup olmadığı saptanmadığı gibi 8/2. maddede işaret edildiği şekilde tescilden önceki hava fotoğrafı ve fotogrametrik haritalardan yararlanıldığına dair herhangi bir açıklama, düzeltme işlemi de bilirkişi incelemesinde yer almamıştır. Bu durumda sadece yerel bilirkişi anlatımları ile yapılan düzeltme işleminin usulüne uygun olduğunun kabulü de olanaklı değildir.
Mahkemece öncelikle düzeltme işleminin dayanağı olan raporda incelendiği belirtilen taşınmazların evrakı müspitesinin neler olduğu saptanmalı, eksik belgeler var ise getirtilmelidir. Taşınmaz başında da uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılarak Yönetmeliğin 8. maddesinde belirtildiği şekilde sınırlandırma hatasının bulunup bulunmadığı ve düzeltmenin doğru olup olmadığı belirlenerek sonuca gidilmelidir. Açıklanan tüm bu yönler üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy