MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 18.07.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescili davasının reddine bedele ilişkin istemin kabulüne dair verilen 12.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil, bu talebinin kabul edilmemesi halinde sözleşmeye istinaden müvekkilinin ödediği meblağın yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ancak davacının elbirliği maliklerinden olmaması nedeniyle elbirliği mülkiyeti sona erdirilmeden tescil istenemeyeceği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine, davanın bedel istemine ilişkin bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, 24.02.2011 haval e tarihli dilekçe ile davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili 28.02.2011 tarihli dilekçe ile de " satış bedelinin yasal faiziyle tarafımıza ödenmesi yönündeki netice-i talebimizden vazgeçiyoruz (feragat ediyoruz) (kısmen feragat ediyoruz) Dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal v e lehimize tescili talebimiz devam etmektedir " şeklinde vazgeçme beyanında bulunmuştur.
6100 sayılı HMK' nun 307. maddesinde feragatin davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiş 311. maddesinde de feragat ve kabulün kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Bu nedenle mahkemece davanın bedel istemine ilişkin bölümünün kabulüne dair verilen kararın, davacının davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. Yargıtay' ın yerleşmiş uygulamaları da bu yoldadır. (11.04.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 16.11.1966 tarihli ve 1438/290 sayılı, 27.05.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı kararları)
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davanın bedel istemine ilişkin bölümünün kabulüne dair hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 13.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.