MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.05.2009 gününde verilen dilekçe ile eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, İcra ve İflas Kanununun 72.maddesine dayanılarak açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
Davalı, icra takibine dayanak yapılan bonoların tutarı kadar davacıdan alacaklı olduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, istek kısmen hüküm altına alınmış, yapılan takip sebebiyle davacının 408,76 TL borcu olduğunun tespitine, bu miktarın dışında borçlu bulunmadığına, alacağın %40’ı tutarındaki 600,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında sözlü bir sözleşmeyle davalının, davacıya doğalgaz tesisatı döşeme işini üstlendiği ve iş bedelinin 3.500,00 TL olduğu, bunun 500,00 TL’sini yükleniciye peşin olarak ödendiği, kalan kısmı için her biri 375,00 TL olan sekiz adet senedin düzenlendiği çekişmeli değildir.
Davacı, ilk üç adet senet bedelinin davalıya ödendiğini, düzenlenen senedin bu sebeple elinde bulunduğunu, makbuzla da diğer senetlere karşılık 1.720,00 TL ödeme yaptığını ileri sürmüştür. Davalı ise, 1.720,00 TL’lık tahsilatın sekiz adet ve 3.000,00 TL tutarındaki senetler için yapıldığını, bu ödemenin davacının elinde bulunan senetleri de kapsadığını savunmaktadır.
Türk Ticaret Kanununun 621.maddesine göre, muhatap ancak senetleri öderken hamilinden ibra şerhi alarak senedin kendisine verilmesini veya ödenen senetlere karşılık makbuz vermesini isteyebilir. Aksi takdirde, ödemeler senede karşı yapılmış sayılmaz.
Davacının ödeyerek zilyetliğini devraldığını bildirdiği senetlerde, senet lehtarı davalının ibra beyanı bulunmamaktadır. Bu durumda kısaca, 1.720,00 TL olan ödemelerin toplamı 3.000,00 TL olan senetler sebebiyle yapıldığının kabulü zorunludur. Bu durumda ise davacının borçlu kaldığı tutar 3.000,00 TL – 1.720,00 TL = 1.280,00 TL olmaktadır. Mahkemece, istemin bu miktar üzerinden kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Diğer taraftan, İcra ve İflas Kanununun 72.maddesine göre açılan menfi tespit davalarında, davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde tazminatın hüküm altına alınabilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin alacaklı tarafından haksız ve kötüniyetli yapıldığının anlaşılması gerekir. Somut olayda ise, takip senetlere dayalı olarak yapıldığından ve uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirdiğinden, alacaklı takipte haksız ve kötüniyetli sayılmaz. Davacının tazminat isteminin de bu sebeple reddi gerekirken hüküm altına alınması da doğru görülmemiştir.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy