MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.08.2008 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taraflar arasındaki 17.07.1995 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 18.07.1995 tarihinde kurulan 3.000,00 TL bedelli ipoteğin terkini istemiyle açılmıştır.
Davalı, sözleşme uyarınca yerine getirilmesi gereken edimlerin tamamlanmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı arsa sahibi temyiz etmiştir.
Tüm dosya kapsamından; 17.07.1995 tarihli inşaat yapım sözleşmesinden hemen sonra 18.07.1995 tarihinde kurulan ipoteğin “inşaat ipoteği” olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten, bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak malik veya yükleniciden alacaklı olan alt yüklenici ve zanaatkarların alacakları için rehin kurulabilir. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 883.maddesi gereğince rehin kurulan taşınmazın maliki kimse koşulların yerine gelmesi halinde, kurulan rehnin terkini dava edilebilir.
Somut olayda; ipotek, 17.07.1995 tarihli sözleşmenin güvencesini teşkil ettiğinden kaldırılması (terkini) için sözleşme koşullarının ifa ile bitirilip bitirilmediği yönü üzerinde durulması gerekmektedir. Gerek anılan sözleşmenin
16.maddesi gerekse taraflar arasında sonradan düzenlenen adi yazılı sözleşmenin 3.maddesi birlikte incelendiğinde, yüklenicinin yapıyı tesliminin iskan alınması şartına bağlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, 391 ada 56 sayılı parsel üzerine yapılan yapıya iskan (oturma) ruhsatı alınmadan ipoteğin terkini olanaklı değildir.
Bu bakımdan mahkemece yapıya iskan ruhsatı alınıp alınmadığı yetkili merci olan belediyeden sorulup saptanmalı, istem bunun sonucuna göre hükme bağlanmalıdır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Kabule göre de; 8 numaralı bağımsız bölümün davalı ... ile dava dışı ... adlarına, 18 numaralı bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı bulunduğu, ipoteğin terkin edildiği diğer bağımsız bölümlerin dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edildiği görülmektedir. Yukarıda sözü edildiği üzere Türk Medeni Kanununun 883.maddesi uyarınca taşınmaz maliki kimse, ipoteğin terkini onun tarafından istenebileceğinden, davacı yüklenicinin 18.numaralı bağımsız bölümler dışındaki taşınmazlar bakımından dava açma imkanı (aktif dava ehliyeti) bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönün de gözden kaçırılarak istemin tüm bağımsız bölümler bakımından hüküm altına alınması yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy