MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.11.2008 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı belediyeye ait sosyal tesisler ve cami inşaatının elektrik onarım işlerini yaptığını, 8.476,95 TL alacağı bulunduğunu, ödenmemesi üzerine icra takibine giriştiğini, davalı belediyenin takip konusu miktarın 3.000,00 TL’sini kabul ettiğini, fazla kısmına itiraz yönelttiğini, itirazın iptalini, %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., sosyal tesislere ilişkin davacının iddiasını kabul etmiş, camide mülkiyet ve denetim hakları bulunmadığını belirterek, bu bölüm isteğin reddini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişinin 3.962,60 TL olarak bulduğu davacı alacağına yönelik itirazın iptaline, bu miktar üzerinden de icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Belirtilmelidir ki, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun “camilerin ibadete açılması ve yönetimi” başlıklı 35.maddesine göre, cami ve mescitler Diyanet İşleri Başkanlığının izni ile ibadete açılır ve Başbakanlıkça yönetilir. Dolayısıyla, taraflar arasında davalıyı bağlayacak yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığından davacı cami işindeki imalatları sebebiyle ne eser sözleşmesine ve ne de Borçlar Kanununun 410 vd maddelerine dayanarak davalıdan bir talepte bulunamaz
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, bilirkişiden ek rapor alınarak davalının kabul ettiği sosyal tesisler işlerinden dolayı davacı alacağını yapıldığı yıl mahalli rayiçlerine göre bulmak ve bunu hüküm altına almak olmalıdır.
Kabule göre de; dava İcra ve İflas Kanununun 67.maddesine dayanılarak açılmış itirazın iptali davasıdır. Anılan hükme göre borçlunun, icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için icra takibine yaptığı itirazın haksız olması gerekir. Bundan maksat, alacak likit (bilinebilir) olduğu halde borçlunun borcunu ödememekte direnmesidir. Eldeki davada, davacı alacağı çekişmeli olduğu gibi bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptandığından, takibe itiraz eden borçludan tazminat alınması gerekmez.
Mahkemece bu yön gözden kaçırılarak davalının tazminatla sorumlu tutulması da doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy