MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.10.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, şerhin terkini tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 16.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar, murisleri ...'in maliki olduğu 142 ada 63 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında bulunan "örfü belde" kaydı nedeniyle 3194 sayılı Yasanın geçici 5. maddesi uyarınca tapu sicil müdürlüğünce tesis edilen kanuni ipoteğin iptalini mümkün olmadığı takdirde ipotek bedelinin tadil edilmesini, taşınmazın muris adına tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ...'in terekesine atanan temsilcinin davayı takip etmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Tereke, elbirliği mülkiyetine tabi olup, terekeye ait isteklerin tereke adına ve iştirakçilerin tamamı tarafından yahut tereke temsilcisi aracılığıyla ileri sürülmesi asıldır.
Davacılar davada, Türk Medeni Kanununun 702. maddesi anlamında topluluğa giren hakların korunmasına değil, mülkiyet hakkına yönelik olarak talepte bulunmuşlardır.
Paydaşların kendi adlarına ve paylarına yönelik açtıkları davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gibi sonradan dava dışı paydaşların davaya katılması suretiyle davanın görülebilirlik koşulu da yerine getirilemez. Ancak davayı açan mirasçı diğer mirasçıların davaya icazet vermelerini sağlayabilir. Diğer mirasçılar, bir mirasçının açmış olduğu davaya muvafakat ettiklerini yazılı olarak mahkemeye bildirebilirler. Bu halde, davayı açan mirasçı, kendi adına ve diğer mirasçıların temsilcisi olarak davayı yürütebilir.
Somut olayda; davayı ... mirasçılarından bir kısmı açmış ise de diğer mirasçılar 06.04.2007 tarihinde noterde düzenlenen beyan zaptı ile davaya muvafakatlarını bildirmişlerdir. Bu halde davanın yürütülmesi için terekeye temsilci tayinine ihtiyaç bulunmamaktadır. Mahkemece davacılar huzuruyla davanın görülüp işin esasına girilerek karar verilmelidir. Bu yön gözardı edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy