MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.12.2010 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkının tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 21 parsel sayılı taşınmazın 02.12.1994 tarihinde satışı sırasında resmi senette yer alan "Yeniden üzerine kat ilave etmemek ve yükseltmemek kaydı ile mevcut durumu ile" satıldığını, ancak irtifak hakkının resmi senette yer almasına rağmen tapu kütüğüne işlenmediğini ileri sürerek irtifak hakkının tescilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece resmi senet düzenlendikten sonra on yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, irtifak hakkının tapu siciline tescili isteğine ilişkindir.
İrtifak hakkı, bir eşya üzerinde hak sahibine o eşyadan yararlanma yetkisi sağlayan bir ayni haktır. Ayni hak olarak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir etkiye sahip olmakla birlikte eşya üzerinde sınırlı bir hakimiyet sağlar. İrtifakın içeriği yalnız eşyadan veya eşyanın özünden elde edilebilecek menfaatlerden yararlanma imkanından ibarettir.
Türk Medeni Kanununda irtifak hakları taşınmaz lehine irtifak hakkı, intifa hakkı, oturma hakkı, üst hakkı, kaynak hakkı ve diğer irtifaklar olarak belirlemiştir.
Diğer taraftan, taşınmaz mülkiyetinin özel hukuka ilişkin kanuni kısıtlamalarından komşular lehine konulan kısıtlamalarda mülkiyet içeriğindeki bazı yetkileri sınırlamakta, bir kaçınma ve katlanma yükümlülüğü getirmektedir. Burada yasal kısıtlamanın sonucu bir irtifak kurma sözkonusu ise örneğin; geçit irtifakı gibi bu konuda taraflar anlaşarak bu irtifak hakkını da tesis edebilirler. Ancak, mülkiyetin doğrudan doğruya kısıtlamasını getiren durumlarda ayrıca irtifak hakkı kurulmasına gerek yoktur. Çünkü, bu kısıtlama yasa gereği doğrudan doğruya getirilmiştir.
İrtifak haklarını yararlanma yetkisinin kapsamı açısından tam yararlanma (intifa hakkı), sınırlı yararlanma (kaynak irtifakı), yararlanma yetkisinin tarzı açısından ise olumlu irtifaklar (topraktan elde edilen bir ürünün alınması), olumsuz irtifaklar (manzara kapatmama) ve son olarakta hak sahibinin tayini açısından da kişisel irtifak veya eşyaya bağlı irtifak olarak ayrımlara tabi tutulmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 779/1. maddesi olumsuz taşınmaz irtifakını mülkiyetin sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınma şeklinde belirtmiştir. Bundan maksat mülkiyetin içeriğinde yer alan yetkilerin bir kısmının kullanılmasında hak sahibi lehine feragat etme fikrinden hareket etmektedir(Oğuzman/Seliçi, Eşya Hukuku, İstanbul 2002, s.574).
Somut olayda da dava konusu taşınmaz, satışı sırasında düzenlenen 02.12.1994 tarihli resmi senetle “yeniden üzerine kat ilave etmemek ve olduğu mevcut durumdan daha fazla yükseltmemek” şeklinde taşınmazda mülkiyet sahibi olan kişinin bu hakkından doğan taşınmazı kullanım biçimini kısıtlayan bir olumsuz irtifakla yükümlü olarak satılmıştır. Ancak resmi senet içeriğinde yer alan bu irtifak hakkı tapu kütüğünün hak ve mükellefiyetler sütununa tescil edilmemiştir. Davacı şimdi bu hakkın kayda tescilini talep etmektedir. Mahkeme davanın sınırlı ayni hakka ilişkin bir dava olduğu, sınırlı ayni hakların doğumundan itibaren on yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Sınırlı ayni hakların zamanaşımı ile kazanılması mümkündür. Ayrıca, taraflar resmi sözleşme ile irtifak hakkı tesis edebilecekleri gibi hükmen de irtifak hakkı tesis edilebilir. Kazanılmış bir irtifak hakkının tescili için on yıllık dava zamanaşımı süresi de öngörülmemiştir. Eldeki davada resmi senet kapsamında yer alan irtifak hakkının tapu kütüğüne de tescili talep edilmektedir. Mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri incelendikten sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy