MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç ilişkisine dayalı mülkiyet aktarımı istemi ile açılmıştır.
Davalılar zamanaşımının varlığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dava konusu 740 parsel numaralı taşınmazın satın alındığı 12.10.1994 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık sürenin geçtiği belirtilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
Gerçekten inanç sözleşmelerinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu yüzden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmünce inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalara da 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
Burada önemli olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin hangi tarihten başlayacağının saptanmasıdır. Borçlar Kanununun 128. maddesi uyarınca
zamanaşımı, alacağın muaccel olacağı zamandan başlar ve alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise zamanaşımının bu haberin verildiği günden başlaması gerekir. Somut olayda, zamanaşımının başlangıç tarihi davacının ferağ umudunu yitirmiş olduğu tarihtir. Davacı ferağ umudunu yitirerek dava açma hakkını 24.11.2009 tarihinde kullandığından zamanaşımının başlangıç tarihi davanın açıldığı bu tarihtir.Mahkemece, çekişmenin esasının incelenerek oluşacak sonuca uygun bir hüküm kurulması gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddi doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 06.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy