MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.09.2009 gününde verilen dilekçe ile alacağın tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan yersiz ceza kesintisinin tahsili istemiyle açılmıştır.
Davalı idare, gecikme cezası uygulamasının sözleşme ve eklerine uygun yapıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak 4.158,00 TL ceza kesintisinin davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında, hasta tanıma ve yönlendirme sistemi yazılım ve donanım yapım işlerinin davacı tarafından 02.02.2009 tarihli sözleşme ile üstlenildiği tartışmalı değildir. Sözleşmeye göre işin yapım ve teslim süresi 30 gün olarak belirlenmiştir. Yine tarafların, işin 20.03.2009 tarihinde teslim edildiğinde uyuşmazlıkları yoktur. Kısaca belirtmek gerekirse, davacı tarafından meydana getirilen eser, sözleşmeyle kararlaştırılan teslim tarihine göre 17 gün gecikmeyle teslim edilmiştir.
Gerçekten, ceza uygulamasına ilişkin sözleşme ve idari şartnamedeki hükümler ile teknik şartnamedeki hüküm arasında bir çelişki bulunmakta ise de, sözleşme idari şartnameye uygun olarak düzenlenmiştir. 02.02.2009 tarihli sözleşmenin “sözleşmenin ekleri” saydığı 9.maddesinde ihale evraklarındaki öncelik sırası belirlenmiş, idari şartnamenin teknik şartnameye nazaran öncelikli olduğu taraflarca kabul edilmiştir. İdari şartnamenin, uygulanacak cezayı belirleyen 52.maddesinde de gecikmenin her takvim günü için sözleşme bedelinin %1 oranında uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, gecikme cezasının uygulanmasında idari şartnamenin 52.maddesinin gözetilmesi sözleşme hükmü gereğidir. Buna göre de, idare tarafından yapılan uygulama ve bu uygulamanın hak edişe yansıtılması yerinde bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalara göre davanın reddi gerekirken, hukuki olan konuda bilirkişi raporuna bağlı kalınarak istemin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 13.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.