MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 15.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 11.09.2012 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekilleri Av.... ve ... ile karşı taraftan davacı vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalıya ait dava dışı kooperatif payını kooperatif karar defterinin 28.05.2008 gün ve 22 numaralı kararında belirtildiği biçimde satın aldığını, bedel ödeme edimini yerine getirdiğini, ferdileşme sırasında hissenin davalı ... adına tescil edildiğini, davalı ...’nin de taşınmazı muvazaalı olarak davalı ...’a satış yoluyla devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali adına tescilini veya şimdilik 10.000 TL bedelin davalılardan alınmasını istemiş; 19.08.2010 günlü ıslah dilekçesi ile alacak miktarını 75.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar, kooperatif devir bedelinin ödenmediğini, üyelik devrinin noterde yapılıp, kooperatif yönetimince kabul edilmesi gerektiğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini savunarak davanın reddini istemişleridir.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil; ikinci kademede ise tazminat istemlerine ilişkindir.
Kooperatif pay devri için herhangi bir biçim koşulu getirilmemiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 14/2. maddesinde “Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder” hükmü yer almaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; dava dışı kooperatif karar defterindeki 28.05.2008 günlü ve 22 numaralı kararda, davalı ...’nin kooperatif hissesini devrettiği ve bağımsız bölümün davacı adına tescilinin yapılacağı belirtilmiştir. Anılan bu karar da davacı imzası ile devreden ve aynı zamanda kooperatif yönetim kurulu üyesi olan davalı ...’ün imzası da bulunmaktadır. Ayrıca, kooperatif yönetim kurulunun da imzası bulunan 22.12.2008 tarihli adi yazılı sözleşme ile de, davalı ...’nin kooperatif hissesinin davacıya devredip devir bedeli 75.000 TL’nin davacı tarafından davalı ...’ye ödendiği düzenlenmiştir. Tüm bunlardan davacının davalı ...’ye ait kooperatif hissesini bedelini ödemek suretiyle devraldığı anlaşılmaktadır.
Ancak, kooperatif ferdileşme sırasında dava konusu taşınmazı davalı ... adına tescilini sağlamıştır. ... de taşınmazın mülkiyetini 14.07.2008 tarihinde davalı ...’a nakletmiştir. Hukukumuzda kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilke olarak kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse, iyiniyetten maksat, hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Bu ilke, TMK’nun 1023. maddesinde “tapu kütüğündeki sicile iyiniyete dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” hükmü yer almış, tamamlayıcı madde niteliğindeki TMK’nun 1024. maddesinde ise “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” denilmiştir. Kayıt malikinin, mülkiyeti kötüniyetle kazandığı ileri sürülmüşse, üçüncü kişinin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken şahıs olup olmadığına bakılması gerekir. Çünkü, TMK’nun 1024. maddesi uyarınca, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin yolsuz olan bu tescile dayanma olanakları yoktur ve yasa ve uygulamadaki deyimiyle bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ve hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller yolsuz tescil sayılacağından, ... zedelenen üçüncü kişinin iyiniyetli olmayan malike karşı doğrudan doğruya şahsi hakkına dayanması mümkündür.
Mahkemece, davalı ... ...’nın iyiniyetli olarak taşınmazı
edinip edinmediği konusunda hiçbir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Yukarıda belirtildiği üzere davacının iddiasını kanıtlaması ve davalı kayıt malikinin durumunun değerlendirilmesi için taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, kayıt maliki davalının hukuki durumu TMK m.1023-1024 çerçevesinde incelenmelidir. Davalı ... ...’nın iyiniyetli olmadığı anlaşıldığında şimdiki gibi tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne, aksi halde davacının ikinci kademedeki istemi hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Bütün bu yönler üzerinde durulmaksızın, davanın mülkiyet yönünden kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.