MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.08.2009 gününde verilen dilekçe ile ... kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ... kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
... Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların ... kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların ... kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, ... kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, ... ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu taşınmazın tapulama tutanağındaki edinme sebebi incelendiğinde 916, 917, 918 ve 1113 parsel sayılı taşınmazlar evvelce bir parça halinde Şubat 1300 tarih ve 4 sıra nolu ... kaydı ile ... oğlu ... adına kayıtlı iken ...'nın maliki ve zilyedi olduğu bu taşınmazı 4 parçaya bölerek, 916 parsel sayılı taşınmazı... oğlu ...'e, 917 parsel sayılı taşınmazı ... oğlu...'e, 918 parsel sayılı taşınmaz...oğlu...'e ve 1113 parsel sayılı taşınmazı da ...oğlu...'e satarak zilyetliğini devrettiği anlaşılmaktadır.
Tanık olarak duruşmada dinlenen... ise "davacının dedesi......'ın amca çocuğu olarak bildiği ... oğlu... diye birinin bulunduğunu ve soyadının önce ... iken sonra... olduğunu bildiğini" beyan etmiştir.
Tapulama tutanağındaki edinme sebebi ve tanık beyanı dikkate alındığında 916, 917 ve 1113 parsel sayılı taşınmazların malikleri olan ... ...,...ve... ...'in kardeş oldukları ve 918 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacının babası... ... oğlu ... ... ile akrabalık ilişkileri olduğu düşünülmektedir. Ne var ki, davacı 1113 parsel sayılı taşınmazın ... kaydında kimlik bilgilerinin yanlış yazıldığını ve doğrusunun ise "... oğlu... ..." değil "... oğlu... ..." olduğunu iddia etmektedir.
Tüm bu açıklamalar karşısında;
a) Dava konusu 1113 parsel sayılı taşınmazın ... kaydında malik olarak görünen ... oğlu... ...'in sonradan soyadının değiştiği ve "..." olduğu tanık...'nun beyanından anlaşıldığından dava konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki nüfus müdürlüğünden "... oğlu... ..." isimli şahsın nüfusta kayıtlı olup olmadığı araştırılmalı ve nüfus kaydı getirtilmeli ve ... kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulmalıdır.
b) 916, 917 parsel sayılı taşınmazların maliklerinin kimlik bilgilerinden yararlanılarak bu taşınmaz maliklerinin kök murisi olan ...'in nüfusta kayıtlı olup olmadığı araştırılmalı ve kayıtlı ise ...'in tüm çocuklarını gösterir nüfus kaydı getirtilerek ... kaydında gözüken ... oğlu... ...'in gerçekte var olup olmadığı tanık ...'ın beyanında belirttiği kişi ile aynı kişi olup olmadığı araştırılmalıdır.
c) Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen araştırmalar tamamlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 30/10/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy