MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.07.2010 gününde verilen dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.03.3012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı, dava konusu 429 ada 16 parsel sayılı taşınmazın Hazinenin yayla iddiasıyla açmış olduğu dava sonucunda yayla olarak kabul edilerek özel siciline kaydedilmesine karar verildiğini oysa bu yer hakkında Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1959/65-99 Esas ve Karar sayılı tescil kararı bulunduğunu, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğunu, aynı yer hakkında birbirine aykırı iki karar bulunduğunu belirterek sonraki kararın kaldırılarak Hazinenin davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Aleyhine yargılamanın yenilenmesi istenen davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile mahkemenin 21.07.2006 tarihli 2006/1577-3939 Esas ve Karar sayılı kararın kaldırılmasına ve davacı Hazinenin yayla iddiasıyla açtığı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, aleyhine yargılamanın yenilenmesi istenen davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Yargılamanın iadesi sebepleri HMK'nın 375. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu maddenin (ı) bendinde "bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması" gerektiği belirtilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1959/65-99 esas ve karar sayılı tescil kararı ile dava konusu yerin özel mülkiyete konu yerlerden olduğuna dair verilmiş ve kesinleşmiş bir ilam bulunmasına rağmen Hazinenin daha sonra yayla iddiasıyla açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek dava açmıştır. Davacı davasını yukarıda açıklanan HMK'nın 375/(ı) bendine dayanarak açmıştır. Dosyada mevcut fen bilirkişisinin 24.12.2011 tarihli raporunun incelenmesinde, dava dilekçesinde sözü edilen Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1959/65-99 Esas ve Karar sayılı ilamının ve bu ilama ait tescil krokisinin dava konusu yere uymadığı, dava dışı 399 ada 4 ve 5 sayılı parselleri kapsadığı ancak davacının dayanmadığı dava dilekçesinin ekinde sunulan 1959/66-100 Esas ve Karar sayılı, tarafları aynı olan başka bir tescil kararının dava konusu yerle birlikte daha başka parselleri de kapsadığı belirtilmiş ve 13.03.2012 tarihli ek raporunda da dava dilekçesinde dayanılmayan tescil krokisinin zemine uygulanmış halinin gösterildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin gerekçeli kararında ise fen bilirkişisinin raporularına atıf yapılarak, davacının dava dilekçesinde dayandığı, Hazinenin de taraf olduğu 1959/65-99 Esas ve Karar sayılı ilamın ve tescil krokisinin dava konusu taşınmazı kapsadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Oysa bilirkişi raporunda açıkça davacının davasına dayanak yaptığı mahkeme kararının dava konusu yeri kapsamadığı ancak dava dilekçesine eklenen ve yargılamanın hiç bir aşamasında davaya dayanak olarak gösterilmeyen başka bir tescil kararının taşınmazı kapsadığı açıkça belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu yeri kapsamayan tescil kararına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 02.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy