MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.08.2011 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki muhdesat belirtmesinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, beyanlar hanesindeki kaydın terkini istemine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu 180 ada 35 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde yer alan "üzerindeki ev ...'ye aittir" belirtmesinin terkinini talep etmiştir.
Davalı ..., davayı kabul etmiş, Tapu Sicil Müdürlüğü ise davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz kaydına imar uygulaması sırasında üzerindeki evin ...'ye ait olduğuna dair beyanlar sütununa kayıt düşülmüştür. Davacı, taşınmaz üzerindeki evin kendisine ait olduğunu, belirtmenin yanlış yazıldığını ileri sürerek ... ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünü de hasım göstererek terkin talebinde bulunmuştur.
... adına yapılan belirtme onun taşınmaz üzerindeki eve ilişkin hukuki durumu alenileştirmek amacıyla yapılmıştır. Ancak, davalı ...'nin de kabulünde olduğu gibi ev davacıya aittir. Davacı bu nedenle beyan kaydının terkinini istemektedir. Bu durumda davasını belirtme ile hak sahibi olan ...'ye yöneltmesi gerekir. Diğer bir anlatımla tapu sicil müdürlüğünün davada ... ile birlikte hasım gösterilmesi doğru değildir. Tapu sicil müdürlüğünün eldeki davada pasif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Mahkemece tapu sicil müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif dava ehliyeti bulunmadığından reddi gerekirken bu davalı aleyhine açılan davanın da kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 09.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy