MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı Hazinenin ...'un 13/40 payı yönünden davasından yasa gereği vazgeçmiş sayılmasına, diğer davalıların toplam 27/40 payı yönünden önceki karar temyiz edilmediğinden aynen geçerliliğine dair verilen 28.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile özel siciline işlenmesi istemi ile açılmış, mahkemece Dairemizin 24.12.2010 tarihli 2010/13807-14644 Esas ve karar sayılı bozma ilamına uyularak dava konusu taşınmazda davalılardan ...'un 13/40 payı yönünden davacı Hazinenin davasından yasa gereği vazgeçmiş sayılmasına, diğer toplam 27/40 pay yönünden 2005/846 Esas, 2006/3752 Karar sayılı karar temyiz edilmediğinden aynen geçerliliğine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yerel mahkeme kararının Dairemizin 24.12.2010 tarihli 2010/13807 Esas ve 14644 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olduğundan mahkemenin ilk hükmü tamamen ortadan kalkmış olduğu halde davalılardan ..., ..., ve ...'un 3/40'ar paydan toplam 27/40 pay yönünden önceki kararın kesinleştiğinden bahisle yeni bir hüküm kurulmadan önceki kararın aynen geçerliliğine şeklinde hüküm kurulması 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesine aykırıdır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle hüküm kurulması doğru değil ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK'nun 438/VII maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün 2. fıkrasının 5. satırında "...payı yönünden" sözcüklerinden sonra gelen "Mahkememizin 2005/846 Esas, 2006/3752 Karar sayılı kararı temyiz edilmediğinden aynen geçerliliğine" sözcüklerinin hükümden çıkarılarak, yerine "davacı Hazinenin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazda davalılar ..., ve ...'un 3/40'ar payından toplam 27/40 payın iptali ile yayla vasfı ile özel sicile kaydedilmesine" sözcüklerinin yazılarak hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, 20.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy