MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 30.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taksirle çıkan yangının ormana sirayet etmesi sonucu yanan orman nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesiyle önce 9.000,90 TL, daha sonra 27.12.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile 11.185,00 TL tazminatın olay tarihi olan 28.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle davaya dahil edilen davalı ...’ın mirasçıları yangının kendi kusurlarından kaynaklanmadığı gerekçesi ile davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın 7.623,00 TL’lık kısmının kabulü ile bu miktarın 816,16 TL’na olay tarihi olan 28.04.2006 tarihinden, kalan 6.765,34 TL’na ıslah tarihi olan 27.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalılar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı vekilinin ve davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin temyiz itirazına gelince; Dava konusu tazminat haksız fiilden kaynaklandığından, haksız fiil sebebiyle oluşan zararın tümüne, haksız fiilin ika edildiği tarihten itibaren yasal faize karar verilmesi gerekir. Mahkemece, tazminatın bir kısmına olay tarihinden, bir kısmına ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalıların temyiz itirazlarına gelince; Dosya kapsamına göre, davalıların murisi ...’ın evinin bahçesinde ve daha önceden de kül döküldüğü belli olan bir yere soba külünü dökmesi sonucu, rüzgarın da etkisi ile yangın çıktığı ve bitişiğindeki ormana sirayet etmesi sonucu, ormana zarar verdiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 43. maddesinde “Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eyler” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, davalıların murisinin kastının bulunmaması, içinde bulunduğu koşullar, sosyal ve ekonomik durumu, yaşı ve zararın miktarı dikkate alındığında, mahkemece, anılan yasa hükmü uyarınca hesaplanan tazminattan uygun bir miktarda indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin ve davalıların diğer temyiz istemlerinin reddine; 2 no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, 3 no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine 01.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy