MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.12.2010 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı köy temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, paylı malik olduğu 812 parsel sayılı taşınmazında bulunan su kaynağının 4-5 metre yakınında davalı tarafından kuyu açılması nedeni ile suyun kesildiğini, davalının suya ihtiyacı olmadığını belirterek davalının suya elatmasının önlenmesini, uğradığı zararın karşılığı olarak 500 TL tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı köy, içme suyuna ihtiyaçları olduğunu, köy çeşmesinin gözünü açtırdıklarını, davacının suyuna müdahale etmediklerini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının bilirkişi raporunda 4 numara ile gösterilen yerde kazı yapması nedeniyle davacının suyu azaldığından davalının müdahalesinin önlenmesine, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı köy temsilcisi temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyetinin ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir.
Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “ yeraltı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yeraltı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK.md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda, dosya içerisinde bulunan 15.02.2012 havale tarihli jeoloji bilirkişi raporunda, dava konusu kaynakların ve köy çeşmesinin aynı yeraltı suyundan tedarik edildiğini, köy sınırları içerisinde aynı eğime sahip bölgelerde, su arama, su çıkarma çalışması olduğu takdirde mevcut olan kaynaklar birbirinden etkilenip su miktarlarında azalma ve artma olacağı belirtilmiş, ancak kuyuların birbirini etkileyip etkilemediği uygulama yapılmak suretiyle tam olarak tespit edilmemiştir.
Bu durumda bilirkişi kurulu (jeolog, ziraat ve fen) marifetiyle suların az olduğu dönemde keşif yapılarak davacının kullandığı su kaynağının davalı tarafından açılan kuyu nedeni ile etkilenip etkilenmediği hususunun tespiti açısından uygulama yapılarak (pompaj, boya v.b testi) kaynakların birbirlerini etkileyip etkilemediği kesin alarak belirlenmeli, davalının kullandığı su kaynağının, davacının kullandığı kaynağı etkilediğinin tespiti halinde davalının kullandığı su kuyusunun kapatılması halinde suyun eski hale dönüp dönmeyeceği araştırılmalı; ayrıca, davalı ... Köyünün içme suyu ihtiyacını kendisine ait başka kaynaklardan karşılama imkanının olup olmadığı da tespit edilmeli gerekirse içme suyu ihtiyacının önceliği de gözetilerek davalı kaynağından su rejimi kurulmalıdır.
Değinilen yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy