MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.10.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 10.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, 2981 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca adına tapu tahsis belgesi verilmesi ve dava konusu taşınmazdaki yapı kullanma izni için davalıya başvurmuştur. Davalı, dava konusu taşınmazın turistik tesis alanında kaldığı gerekçesiyle davacının talebini reddetmiştir. Bunun üzerine davacı, davalının idari işleminin iptali istemiyle idare mahkemesine dava açmış, yapılan yargılama sonunda davalı idarenin tapu tahsis belgesi ve yapı kullanma izni vermeme yolundaki işleminin iptaline karar verildiği ve buna dair hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı, kesinleşmiş idare mahkemesi kararına dayanarak dava konusu 6129 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 400 m2 yüzölçümlü bölümünün iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen 22.06.2006 tarihli karar ile dava kısmen kabul edilmiş davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 06.12.2006 tarihli bozma ilamında özetle, taşınmazın saptanan bu niteliğine göre tapu tahsis belgesi gereğince tescili imkanı bulunmadığından davanın reddi gerekeceğine işaretle hüküm bozulmuştur.
Ancak Dairemizin 06.12.2006 tarihli bozma ilamından sonra 30.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanunla değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 11. maddesi değiştirilmiş ve 1. fıkrasının 2. cümlesine göre “Ancak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yolu ile iktisap edilemez” hükmü getirilmiş, böylelikle yeni düzenlemede "….birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarının" kazanılamayacağı öngörüldüğünden doğal sit alanları ve üçüncü derece arkeolojik sit alanlarında bulunan taşınmazların koşulları oluştuğu takdirde kazanılmaları olanaklı hale gelmiştir.
2863 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddede de bu değişikliğin kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında mahkemece dava konusu taşınmazda bu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) indiriminden sonra kalan miktarın paya dönüştürülmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy