MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 08.11.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine dair verilen 13.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların halen davacı ve davalının murisi olan ... oğlu ... adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşıldığından ve tapu kayıtlarında davalı adına intikal eden hisse söz konusu olmadığından pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Kaynağını Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Bu durum, satışı vaat edilen taşınmazın tapusunda temliki tasarrufu engelleyen bir kaydın bulunması veya 5578 sayılı Kanunla değiştirilen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesi hükmüne aykırı şekilde taşınmaz satışı vaat edilmesi ya da vaade konu taşınmazın bir başka mahkemede mülkiyet uyuşmazlığına konu olması halinde de geçerlidir.
Dosyadaki belge ve delillere göre, dava konusu 273, 1262 ve 1263 sayılı parseller tam hisse olarak, 628 parsel sayılı taşınmazın ise 260/9048 paylı olarak muris ... adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Dosya içerisinde muris ...'e ait veraset ilamı mevcut değil ise de ... Noterliği'nin 01.07.2005 tarihli ve 02511 yevmiye no'lu satış vaadi sözleşmesi içeriği, tarafların bu konudaki beyanları ve mahkemenin kabulüne göre malik ...'ün davacı ve davalının ortak murisleri olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı 273, 1262 ve 1263 parsel sayılı taşınmazlara ve 628 sayılı taşınmazın 260/9048 payına elbirliği halinde malik olmuşlardır.
Elbirliği ortaklığında bir paydaşın tasarrufu ile diğer paydaşların zarar görmemesi, bir başka anlatımla dışarıya karşı korunmaları gerekir. Bunun sonucu olarak her türlü tasarruf tüm paydaşların oluru ile mümkündür. Somut olayda satış vaadinin elbirliği ortakları arasında yapıldığı anlaşılmaktadır. Satıcı malikin payı alıcı malike geçeceğinden ortak malikler zarar görmeyecektir. Hal böyle olunca, elbirliği ortakları arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin ifa imkanı bulunduğu gözetilmeden mahkemece pasif dava ehliyetinin yokluğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy