MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.08.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, tarafların murisi adına kayıtlı onsekiz adet taşınmazın ortaklığının aynen taksimin mümkün olmaması halinde satış sureti ile giderilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., 25.08.2007 tarihli taksim sözleşmesine göre taşınmazların haricen taksim edildiğini, sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olduğunu beyan etmişlerdir.
Davalı ... taksim sözleşmesindeki imzayı kabul etmediğini bildirmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların ortaklığının satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazların tapu kayıt maliki ... oğlu ...'in nüfus kaydında ... oğlu ... olarak kayıtlı bulunduğu anlaşılmakla tapu kayıt maliki ile tarafların murisinin kimlik bilgileri arasında çelişki bulunduğu saptanmıştır. Bu nedenle öncelikle tapu kayıtlarında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi için davacı tarafa süre verilmeli, tapu kayıtları ile nüfus kaydı arasındaki çelişki giderildikten sonra ortaklığın giderilmesi talebi hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan, ortaklığın giderilmesi talebine konu taşınmazların ... mirasçıları arasında rızai taksim sözleşmesine konu edildiği, her ne kadar taşınmazların ada ve parsel numaraları belirtilmemiş ise de mevkiileri, yüzölçümleri ayrı ayrı yazılarak ve tüm mirasçılara düşecek hisselerin sütun üzerine isimleri de yazılmak suretiyle sıralandığı ve her bir mirasçıya düşen toplam pay miktarı belirtilerek 25.08.2007 tarihinde taksim sözleşmesinin tüm mirasçılar tarafından imzalandığı görülmüştür.
Miras taksim sözleşmesi mevcut haliyle infaza elverişlidir.Ancak, mirasçılardan davacı ile davalı ... sözleşmedeki imzalarını inkar etmişler ise de sözleşmenin ... adına vekaleten imzalandığı anlaşıldığından, davacı yönünden ismi altındaki imzanın bu şahsın eli ürünü olup olmadığı hususu hadise şeklinde incelenmeli, imzanın inkar eden davacıya ait olduğunun tespiti halinde taksim sözleşmesi geçerli olacağından taksim sözleşmesi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. İmzanın davacıya ait olmaması halinde ise taşınmazların ortaklığının aynen taksim suretiyle giderilmesi mümkün olmadığından satış sureti ile giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taksim sözleşmesinin usulüne uygun yapılmadığından söz edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy