MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.03.2010 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkının terkini ve alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 06.06.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydındaki irtifak hakkının terkini ve alacak istemlerine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine Dairemizin 09.11.2012 tarihli 2012/10211-13090 sayılı bozma ilamında özetle ''...dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden Avukatık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince nisbi vekalet ücreti takdir ve tayini gerekirken davacı Hazine yararına 1.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir...'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve davacı kurumun karar tarihi itibariyle vekili olmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında usuli kazanılmış hak kuralına değinilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararında tarif edildiği üzere mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur.
Buna da usul hukukunda “usuli müktesep hak” denilmektedir. Mahkeme uyduğu bozma kararına uygun olarak karar vermek zorunda olduğu gibi Yargıtay Dairesi de kural olarak bozma kararı ile benimsemiş olduğu ilke ile bağlıdır. Buna göre mahkemenin doğru bularak uyduğu veyahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma ilamına aykırı karar verilmesi usul ve kanundan uzaklaşmak anlamına gelir ki böyle bir sonucun kabulü olanaksızdır.
Somut olaya gelince;
Mahkemece Dairemizin 09.11.2012 tarihli tarihli bozma ilamına 06.06.2013 tarihli oturumda uyulmuştur. Dolayısıyla, bozma ilamı lehine bozma yapılan taraf bakımından usuli kazanılmış hak doğuracağı gibi dava davacı vekili tarafından açılmış ve takip edilmiş ve ilk hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 330(1) maddesi uyarınca mahkemece davacı yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, 07.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy