MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.12.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı 1721 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalılara ait 1712, 1722, 1723 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabülüne, 1721 parsel sayılı taşınmaz lehine 1712 parsel sayılı taşınmazın 19.07.2012 havale tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde (A+B) ile gösterilen kesiminden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemeyen dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Somut olaya gelince; aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Aleyhine geçit kurulan 1712 parsel sayılı taşınmaz maliki ...'ın ölü olması nedeniyle mirasçıları davaya dahil edilmiş ise de adı geçenin veraset ilamı dosyada bulunmadığından davada taraf teşkilinin tamamlanıp tamamlanmadığı anlaşılamamıştır.
Mahkemece, 1712 parsel sayılı taşınmazın maliki ...'ın veraset ilamı istenerek, tüm mirasçıları belirlenip davada yer almayan mirasçılarının bulunması halinde bu kişilerin davaya katılmaları sağlanmalı, taraf teşkili tamamlandıktan sonra davanın esası incelenmelidir.
Kabule göre de; 1721 sayılı parsel yararına, 1712 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasına rağmen geçit bedelinin 633 sayılı parselin maliklerine ödenmesine karar verilmesi ve kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün 30. maddesi uyarınca "kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline" şeklinde hüküm kurulması gerekirken geçit hakkının tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.11.2013tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy