MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.05.2012 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi (su yolu) istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, su arkına vaki elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Burada öncelikle su arkı deyimiyle neyin anlaşılması gerektiği hususu üzerinde durulmalıdır. Bilindiği üzere ark, genellikle insan eliyle yapılan sulama ve ulaşım amacıyla kullanılan suyoludur. Şayet, çekişmeli bölgede kadastro çalışmaları yapılmış ark olarak saptanan bir yer kadastro paftasına bu niteliğiyle işlenmişse, paftasından terkin edilene kadar bu yer ancak su arkı olarak kullanılabilir. Dolayısıyla, bu arktan yararlanan herkesin varsa haksız müdahalenin kaldırılmasını talep etme yetkisi vardır. Fakat, varlığı iddia edilen su arkı kadastro paftasında işaretlenmemişse, bir başkasının çap kaydı kapsamı içinde kalmaktaysa, o takdirde mülkiyet hakkı sahibine üstünlük tanımak gerekir.
Somut olaya gelince;
Çekişme konusu su arkı, 28.11.2012 tarihli bilirkişi krokisinde yeşil renk ile gösterilmiştir.İncelenen kadastro paftasından su arkının kadastro çalışmaları sırasında paftasına işlenmediği görülmektedir. Bu yer aynı zamanda davalının maliki olduğu 7 ve 15 parsel sayılı çap kaydı içerisinde kalmaktadır.
Davalı, TMK'nın 683. maddesi uyarınca hukuk düzeninin sınırları içinde taşınmaz üzerinde istediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Mülkiyet hakkı sahibinin, mülkiyet hakkının kullanılmasından doğan yetkileri ancak yasalarla sınırlanabilir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu su arkının paftasına işlenmediği, davalının maliki olduğu taşınmazların çap kaydı içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru değil ise de hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan HUMK’nın 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy