MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.04.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların ortaklığının satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya birkaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HMK.'nın 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
6100 sayılı HMK’nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan herkes davada taraf ehliyetine de sahiptir. Aynı kanunun 51. maddesine göre de, dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. 4721 sayılı TMK’nın 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. Aynı kanunun 10. maddesine göre de ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.01.1976 günlü ve 477/12 sayılı kararına göre, davada taraf olma ehliyeti, medeni haklardan yararlanma hakkının bir sonucudur. Kısıtlanan kimse; medeni hakları kullanma ehliyetinden yoksun bulunması nedeniyle her ne kadar kendisi dava açamaz ise de sözü edilen haklardan yararlanma ehliyetine haiz bulunduğundan aleyhine dava açılabilir. Ancak, davalının kısıtlı olduğunun mahkemece her ne suretle olursa olsun öğrenilmesi halinde re'sen kanuni mümessile tebligat yapılması gerekir.
Somut olaya gelince; davalılardan ...'un kısıtlı olduğu dosya içerisindeki mahkeme kararından anlaşıldığından bu davalı hakkındaki davanın yasal temsilcisi olmaksızın bizzat kısıtlının kendisine husumet yöneltilerek sonuçlandırılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece vasisi ...'a dava dilekçesi tebliğ edilerek onun huzurunda davanın görülmesi gereklidir.
Diğer taraftan dosya içerisindeki tapu kayıtlarında paydaş ...'un payının iptali ile ... adına tesciline ilişkin Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/150 Esas 2013/47 Karar sayılı ilamı henüz kesinleşmemiştir. Mülkiyet durumunu değiştirebilecek olan bu davanın kesinleşmesinin beklenmesi ve malikler değiştiği takdirde tapuda gerekli infaz işlemleri yapıldıktan sonra ve yeni oluşacak duruma göre taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy