MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.01.2007 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi ve müdahil davacıların 07.07.2008 tarihli müdahale dilekçesi ile muhdesat iddiasında bulunmaları üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulü ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ve müdahil davacıların müdahale taleplerinin reddine dair verilen 11.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, 1809 ada 3 ve 12 parsel sayılı taşınmazların aynen taksiminin mümkün olmadığını belirterek satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir.
Müdahale talep eden ... ve ... taşınmazlar üzerindeki iki katlı binanın kendilerine ait olduğunu belirterek muhdesat iddiasında bulunmuşlardır.
Tapu maliki ... oğlu ...hakkında kayyım tayin edilmiş bilahare mirasçıları tarafından kayyımlık kararının kaldırılması için açılan davada kayyımlık görevinin ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve tapu maliki ... oğlu ... mirasçıları ..., ...(...), ...... ve ... kendilerini bir vekille takip ettirerek davada taraf sıfatı ile yer almışlardır.
Mahkemece, satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, müdahiller vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince;
Somut olaya gelince, dosyaya sunulan Niğde Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/65-147 sayılı veraset ilamında tapu maliki ... oğlu ...'nın kızı ...'nin ...'dan olma torunu ...'ın mirasçılar arasında bulunmadığı görülmüş ancak, dosyada mevcut nüfus kayıtlarına göre tapu maliki ... oğlu ...'nın mirasçısı olarak yer alması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kişi hakkında nüfus kaydına göre Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/200 esas-2006/352 karar sayılı ilamı ile gaiplik kararı verilmiş ise de şahsın 21.10.2012 tarihinde evlendiği de nazara alındığında yine nüfus kaydına göre Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/138 esas-2012/26 karar sayılı ilamı ile gaiplik kararının kaldırılmış olması gerekir.
Ancak ... hakkındaki gaiplik kararı ve gaipliğin kaldırılmasına yönelik karar dosyada mevcut olmadığından öncelikle hasımlı şekilde mirasçılık belgesinin iptali konusunda dava açması için ilgilisine süre verilerek alınacak mirasçılık belgesi uyarınca ...'ın da usulüne uygun olarak davada yer alması sağlanmalıdır.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 04.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy