MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 09.05.2012 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı ... iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 21.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı ... iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, adreslerine tebligat yapılamayan bir kısım davalıların tebliğe elverişli yeni adreslerinin bildirilmesi için davacıya bir haftalık ihtarlı kesin süre verilmesine rağmen, davacının kesin süre içerisinde yeni adresleri bildirmemesi sebebi ile HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde hakkında bir davanın bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Tebligatın nasıl ve kimlere yapılacağı, adresi meçhul olanlara nasıl tebligat yapılacağı, adres araştırması ve tespiti yöntemi 7201 Sayılı Tebligat Kanununda gösterilmiş, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 48 ve devamı maddelerinde de adres bilgilerinin tutulması, güncellenmesi ve kullanılması ile ilgili hükümlere yer verilmiştir.
Somut olayda, kendilerine tebligat yapılamayan davalıların adresleri dava dilekçesinde belirtilmiştir. Davalıların adreslerinin hiç belirtilmemiş olması halinde 6100 sayılı HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca davacıya eksikliğin giderilmesi için bir haftalık kesin süre verilmesi gerekir. O halde mahkemece, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca adres araştırması yapıldıktan sonra davalıların tespit edilecek yeni adreslerine tebligat gönderilmesi, bütün bunlara rağmen tebligat yapılamazsa veya yeni adres de tespit edilemezse ilanen tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan davanın esasının karara bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy