MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02/01/2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24/05/2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, dava dışı ...'in 1699 parsel sayılı 13 numaralı bağımsız bölümdeki 1/5 payını 30.11.2012 tarihinde davalı ...'e sattığını, akitte gösterilen satış bedelinin gerçek değerinden fazla olduğunu, mahkemece belirlenecek bedel üzerinden önalım bedelinin depo edilmesi gerektiğini belirterek davalıya ait payın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, akitte gösterilen satış bedeli ile tapu harcı ve masraflar toplamı olan 142.962,50 TL müvekkiline ödendiğinde tapu ferağını vermeye derhal hazır olduklarını bildirmiştir.
Mahkemece, bedelde muvazaa iddiası kabul edilmemiş, akitte gösterilen bedel ile alıcıya düşen tapu harç ve masrafları toplamı üzerinden davanın kabulüne, karar kesinleştiğinde önalım bedeli olan 142.962,50 TL'nin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekili, resmi akitte gösterilen satış bedelinin dava konusu payın gerçek değerinden fazla olduğunu, mahkemece belirlenecek bedel üzerinden önalım bedelinin depo edilmesi gerektiğini ileri sürmüş, 27.03.2013 tarihli celse beyanlarında da satış bedelinde muvazaa iddialarının devam ettiğini, keşif yapılmasını talep etmiştir. Davacı tarafça iddia ettikleri gerçek satış bedelinin ne kadar olduğu hususunda beyanda bulunulmamış, mahkemece de bu husus açıklattırılmamıştır. Mahkemece bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığından resmi akitte gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu harç ve masrafları toplamı 142.962,50 depo ettirilerek davanın kabülüne, karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin ilk duruşmadan önce ve esasa cevap süresi içerisindeki 23.01.2013 tarihli cevap dilekçesinde yer alan "akitte gösterilen satış bedeli ile tapu harcı ve masraflar toplamı olan 142.962,50 TL müvekkiline ödendiğinde tapu ferağını vermeye derhal hazır oldukları" yönündeki beyanları davayı kabul niteliğindedir. Nitekim, davacı tarafça da bedelde muvazaa iddiası ispatlanamamış, mahkemece bu beyanda belirtilen 142.962,50 TL depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu itibarla, 492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesi gereğince karar ve ilam harcının 1/3'ü oranında alınması gerekirken ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince kabul beyanı delillerin toplanmasına ilişkin ara kararının gereğinin yerine getirtilmesinden önce olduğundan tarife hükümleriyle belirlenen ücretin yarısına hükmedilmesi gerekirken Harçlar Kanununun 22. maddesi ve AAÜT'nin 6. maddesi gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy