MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından, ihtiyati tedbir istenen davalı aleyhine 13.05.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine; ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen 17.05.2013 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 20720 ada 103 parsel sayılı taşınmaza arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılan binada yükleniciye bırakılan 9 numaralı bağımsız bölümü yükleniciden temlik aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiş, yargılamalar sırasında dava konusu bağımsız bölümün üçüncü kişiye devrinin önlenmesi amacıyla da ihtiyati tedbir talep etmiştir.
Mahkemece, Tapu Kanununun 26. Borçlar Kanununun 237 ve 706. maddeleri gerekçe gösterilmek suretiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin 17.05.2013 tarihli ek karar temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir.
30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı YİBBGK Kararı gereğince de; Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceğine, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onun malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre hakimin Medeni Kanunun 2. maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebileceği benimsenmiştir.
Davaya konu olayda da, davacı, yükleniciye bırakılan bağımsız bölümü temlik aldığını ileri sürdüğünden dayanak sözleşme resmi şekilde yapmasa dahi yukarıda özetlenen YİBBGK Kararında açıklanan koşulların gerçekleşmesi halinde 818 sayılı Borçlar Kanununun 163. (6098 sayılı TBK'nın 184.) maddesi uyarınca taraflar arasında yapılan temlik sözleşmesi geçerli olacağından dava konusu taşınmazla ilgili olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 2013/320 E. 17.05.2013 tarihli ek kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy